Define cilik ve define isaretleri hakkında kullanıcılara bilgiler sunulan forum sitesi, define isaretleri, define siteleri, define sitesi, definecilik Kim Bu Insanlar? (boşluk Bulucular) | Define Mekanı- Define işaretleri

Kim Bu Insanlar? (boşluk Bulucular)

Konusu 'Güncel AR-GE (Araştırma ve Geliştirme) Bölümü' forumundadır ve bornovalı tarafından 1 Şubat 2016 başlatılmıştır.

  1. bornovalı

    bornovalı V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    20 Ekim 2014
    Mesajlar:
    262
    Beğenileri:
    877
    Tecrübe Puanı:
    93
    Cinsiyet:
    Bay
    ALLAH’ ın dilediği insana lütuf ettiği bir meziyet, “arama-bulma”
    (4)
    Boşluk Bulucular


    Bundan önceki yayınlamış olduğum yazılar da, “arama-bulma” meziyetine sahip kişilerin özellikleri, su, maden ve mineral arama-bulma da kullanılan cisimler, derinlik tahminleri ve kullanılan yöntemler üzerinde çok basitçe de olsa değinmiştik.
    Bu yazı da ise; “çeşitli cisimler kullanarak yeraltındaki boşlukların tespitinde kullanılan cisimler ve boşluk algısı ” dan bahsetmek istiyorum. Derinlik, boşluk ölçüleri gibi konulara pek girmek istemiyorum. Bu konu da yayınlanmış bir çok yazı mevcuttur. İsteyenler oradan daha geniş bilgi alabilirler.
    Konuya çok az veya hiç vakıf olmayan kişilerin “boşluk bulma” hiç dikkatini çekmeyebilir veya önemini kavrayamayabilirler. Ancak boşluk bulma bazı çalışmalarının olmazsa olmazlarındandır. Varlığı bilinen ancak yeri tam olarak bilinmeyen, kanalizasyon boruları, tüneller, çökmüş kuyular ve en önemlisi ise arkeolojik çalışmaların temelini oluşturur. Arkeologlar, resmi veya gayri resmi kazı çalışması yapmak isteyenler, yeraltındaki herhangi bir yapının (mezar, oda,tünel vb) yeri, derinliği ve ölçüleri hakkında önceden bilgi edinip, çalışmalarına edindikleri bu bilgiler ışığında başlarlar.
    Önemini az çok kavradığımızı farz edip konumuza geçelim. Bu konu hakkında akademik bir çalışma var mı? Diye soralım ve cevap verelim. Çok iyi araştırdığımı söyleyemem ama ben rastlamadım. Bilenler yayınlarsa bizlerde istifade ederiz.
    Hal böyle olunca iş yine bizim gibi ilim sahibi olmadan fikir” sahibi olanlara düşüyor. Su, maden ve mineral arayıp bulmayı, klasik fizik kurallarından ”madde=enerji” ve kuantum fiziği ile kıyısından köşesinden ilişkilendirip bir şeyler karaladık da, bu konuyu dayandıracak bir mesnet bulamadım. Konunun sonunda uçuk bir fikir oraya atalım ve görelim bakalım kim ne diyecek ama önce şu genel bilgileri bir tekrarlayalım.
    Öncelikle “boşluk” kavramının pratikte farklı bir tarzda da kullanıldığının bilinmesini isterim. Sözlük anlamı açısından boşluk; “boş olma durumu, içinde, üzerinde bir şey bulunmama durumu.” Bunu aklımızın bir köşesinde tutalım ve devam edelim.
    Önce boşluk arama-bulma da kullanılan cisimlerle başlayalım. Çok az da olsa ben bu tür arama yaparken; maden veya mineral aramada kullandığım (L) tipi çubukları kullanırım. Ağaç çatal veya sarkaç hiç kullanmadım. Benim için kullandığım cismin cinsi bakır olmuş, pirinç olmuş, basit bir telmiş hiç fark etmez. Ama her daim söylediğimi tekrar edeyim. “Bu meziyet kişiye has bir özelliktir.” Kişi kendine en uygun olanı bol bol pratik yaparak bulmalıdır. Bazı insanlar “bakır çubuklarla sadece su ve boşluk bulabilirsiniz. Maden veya mineral bulamazsınız” diye çok iddialı konuşurlar. Bu tür söylemleri tenkit edici gözükse bile, bakır çubukların boşluk bulmada ki başarısını övmektedirler. Genel kanıda bu yöndedir. Kullanılan çubukların birbirlerine üstünlüğü var mıdır? Varsa nelerdir? Gibi tartışmayı başka bir başlık altında işlemeyi düşündüğüm için devam edelim.
    Nasıl bir arama yapmalıyız dersek eğer; su, maden ve mineral arama yöntemlerini kullanabilirsiniz. Diğer yazımızı okumayanlar için yine de biz kısaca yazalım.
    1. Rastgele arama
    2. Herhangi bir yerde durup, çubukların gösterdiği yönde arama
    3. Komut vererek arama. (bu arama türüne değinmeyeceğim.)
    Rastgele aramayı örnek alıp aramaya başladık. Boşluğu bulduğumuz da elimizdeki çubuklar; ya içeri kapanır ya dışarı doğru açılır, birisi sabit diğeri kendi ekseninde döner veya her iki çubuk kendi ekseninde döner. Her daim söylediğim sözü tekrar edeyim. bu meziyet kişiye has bir özelliktir kişi deneme-yanılma yoluyla bu meziyetinin kendindeki yansımasını yine kendisi bulacaktır. Herhangi bir yerde durup, çubukların gösterdiği yönde aramayı; Su ve maden - mineral arama-bulma da işlediğimiz için üzerinde durmayacağım.
    Aklımızın bir köşesinde tutalım dediğim “boşluk ve pratikteki kullanımı” na gelirsek eğer; çubuklar, yeraltında gerçekten içi boş bir alanı tespit ettiği gibi, kazılmış sonradan içi dolmuş veya doldurulmuş kuyu, oda, mahzen, tünel gibi yerleri de boşluk gibi gösterir.

    Hoşgeldin ziyaretçi. Linkleri görebilmek için lütfen Üye olunuz yada Giriş yapınız.



    Biraz genişleterek devam edelim. Hiç işlenmemiş bir toprak ile işlenmiş toprağın kesişme yerini bile boşluk algısı gibi verir.

    Hoşgeldin ziyaretçi. Linkleri görebilmek için lütfen Üye olunuz yada Giriş yapınız.




    Hadi biraz daha genişletelim. Yeraltındaki katman değişimini bile boşluk algısı gibi verir.

    Hoşgeldin ziyaretçi. Linkleri görebilmek için lütfen Üye olunuz yada Giriş yapınız.




    Son ikisi bizim gibi acemileri en çok yanıltan şey olduğunu söyleyebilirim. Bunu ayrıt edebilmek gerçekten zordur. Peki o zaman nasıl hareket edeceğiz? Dersek; bu konu da edinilmiş tecrübeler büyük önem arz etmektedir. Bu konu da kişisel tecrübem yok denecek kadar azdır. Fakat derleyebildiğim kadarıyla aktarmaya çalışayım.
    Öncelikle ne aradığımızı çok iyi bilmeliyiz. Aradığımız şeyin, niteliği, miktarı ve nerede olabileceği hakkında önceden bilgi edinmeliyiz. Suya sabuna dokunmadan şöyle bir örnek versek ne derece doğru olur? Sizin taktirinize bırakıyorum.
    Kahvede veya her hangi bir yerde otururken, bir gün birisi çıkıp geliyor ve selam sabahtan sonra falanca yeri aradığını söylüyor ve sizlerden yardım istiyor. Hayırdır? Faslından sonra gelen kişi başlıyor konuşmaya. “O yer rahmetli dedemin yeri imiş. Fakat sonraları orayı terk etmek zorunda kalmış. Giderken de taşıyamadığı bazı eşyalarını kuyu ya gömmüş ve üzerini de kapatmış. Dede yadigârıdır. Toprak altında kalmasına gönlüm razı değil. Yardımcı olursanız sevinirim ve yardımlarınızın altında da kalmam” dedi.
    Şimdi bu adama yardımcı olunmaz mı? “Altta da kalmam” da diyor. “Edilir” dersek, devam edelim. Tarif edilen yere götürdük de ortalıkta kuyu gibi bir şey görünmüyor. Ne yapmamız gerekir acaba? Hadi bir kaç uç örnek verelim;
    1. Getirelim bir kepçe, toprağı 1 – 1.5 m. kadar kazalım. Kuyu o zaman zaten ortaya çıkar”. :)
    2. Kızılderili usulü ile; Elimize bir tokmak alıp, kulağımızı yere dayayarak, başlarız yere vurmaya. Normal zeminde oluşan ses ile boşluk olan yerde oluşan ses arasında ki bariz farkı gözetip, şüphelendiğimiz yere de bir kazık çakıp, şişleme usulü ile kuyuyu buluruz. (sakın gülmeyin. Bu yöntemi kullanan çok insan gördüm. “Benim için nihayete varan her yol mubahtır derler”)
    3. “Yapmayın arkadaşlar. Bu ikisi de olacak şey değil. Hem zor, hem masraflı. Bana 2 parça mümkünse bakır tel bulun. Ben kuyunun yerini bulayım.” Diyen birini buldunuz mu hiç kaçırmayın. Belli ki bir şeyler biliyor. Ama siz yine de işi garantiye almaya bakın derim.
    Çubukçu , aradı taradı ve bir noktayı göstererek; “kuyu burada dedi”. İlk söyleyeceğiniz şey şu olmalı. “ bize çevresini, sınırlarını işaretlermişsin.” Eğer sınırlarını işaretleyebilirse ve bu sınırlar dairesel bicimde ise; o kişi bu iş den anlıyor demektir. İşaretledi ama çıkan şekil dairesel değil de yamuk yumuk bir şeyse o zaman sıkıntı var demektir. Herkesçe malumdur ki kuyuların % 99 u yuvarlak açılır. Ortaya çıkan yamuk yumuk şekil, farklı bir toprak katmanı veya bir yarık veya fay hattı olabilir. Hadi diyelim ortaya dairesel bir şekil çıktı. O zaman çubukçuyu işaretli alanda gezdirip, farklı bir çekim alıp alamadığını gözlemleyin. Nasıl anlayacağız derseniz; çubuklar boşluk tepkisinin dışında farklı bir tepki verirler. Bu kişi iyi bir çubukçu ise ve farklı bir tepki aldıysa ne olabileceği hakkında fikir yürütür zaten. Bu kadarcık mı? Dediğinizi duyar gibiyim. Evet şimdilik bu kadarcık. Gelen kişi ne aradığını, nerede arayacağını biliyordu zaten. Sıkıntı sadece noktasal atışa kalmıştı o da çubukçu sayesinde çözüldü. Ama burada ki en önemli noktayı da atlamayalım. Kurnazlık yapıp da aramaya gelen adamı komşu tarlasında gezdirip gezdirip eli boş göndermeyelim. Dede yadigârıdır. Ahı kalır. Kimseye yar olmaz. Bilmem anlatabildim mi?
    Ya da şöyle mi söylesek; hem temiz bir hava almak hem de çubuklara alışmak için arazide yürüyüşe çıktık. Rast gele yürüyoruz. Bir an da boşluk tepkisi aldık. Ne yapacağız? Ben nasıl davranıyorum anlatayım, belki size de faydası olur.
    Öncelikle bulunduğumuz yere bir işaret koyarız. Sonra bulunduğumuz yerden bir adım geri bir adım ileri hareket ederek boşluk algısını teyit ettikten sonra, sola veya sağa dönelim. Çubuklar farklı bir tepki verecektir. Eğer sola döndü iseniz, ve boşluk algısı sağınızda ise ; sol çubuk ileri-sağ eldeki çubuk ise sağa dönecektir. Veya tam tersi.
    Yürümeye başlayın. Bir noktada çubukların her ikisi de sağa veya sola dönecektir. Buraya da bir işaret koyun ve çubukların döndüğü istikamete doğru (sağa veya sola dönerek) yürümeye başlayın. Bu işlemlere, başladığınız ilk noktaya gelene kadar devam edin.

    Son ikisi bizim gibi acemileri en çok yanıltan şey olduğunu söyleyebilirim. Bunu ayrıt edebilmek gerçekten zordur. Peki o zaman nasıl hareket edeceğiz? Dersek; bu konu da edinilmiş tecrübeler büyük önem arz etmektedir. Bu konu da kişisel tecrübem yok denecek kadar azdır. Fakat derleyebildiğim kadarıyla aktarmaya çalışayım.

    Öncelikle ne aradığımızı çok iyi bilmeliyiz. Aradığımız şeyin, niteliği, miktarı ve nerede olabileceği hakkında önceden bilgi edinmeliyiz. Suya sabuna dokunmadan şöyle bir örnek versek ne derece doğru olur? Sizin taktirinize bırakıyorum.

    Kahvede veya her hangi bir yerde otururken, bir gün birisi çıkıp geliyor ve selam sabahtan sonra falanca yeri aradığını söylüyor ve sizlerden yardım istiyor. Hayırdır? Faslından sonra gelen kişi başlıyor konuşmaya. “O yer rahmetli dedemin yeri imiş. Fakat sonraları orayı terk etmek zorunda kalmış. Giderken de taşıyamadığı bazı eşyalarını kuyu ya gömmüş ve üzerini de kapatmış. Dede yadigârıdır. Toprak altında kalmasına gönlüm razı değil. Yardımcı olursanız sevinirim ve yardımlarınızın altında da kalmam” dedi.

    Şimdi bu adama yardımcı olunmaz mı? “Altta da kalmam” da diyor. “Edilir” dersek, devam edelim. Tarif edilen yere götürdük de ortalıkta kuyu gibi bir şey görünmüyor. Ne yapmamız gerekir acaba? Hadi bir kaç uç örnek verelim;

    1. Getirelim bir kepçe, toprağı 1 – 1.5 m. kadar kazalım. Kuyu o zaman zaten ortaya çıkar”. J

    2. Kızılderili usulü ile; Elimize bir tokmak alıp, kulağımızı yere dayayarak, başlarız yere vurmaya. Normal zeminde oluşan ses ile boşluk olan yerde oluşan ses arasında ki bariz farkı gözetip, şüphelendiğimiz yere de bir kazık çakıp, şişleme usulü ile kuyuyu buluruz. (sakın gülmeyin. Bu yöntemi kullanan çok insan gördüm. “Benim için nihayete varan her yol mubahtır derler”)

    3. “Yapmayın arkadaşlar. Bu ikisi de olacak şey değil. Hem zor, hem masraflı. Bana 2 parça mümkünse bakır tel bulun. Ben kuyunun yerini bulayım.” Diyen birini buldunuz mu hiç kaçırmayın. Belli ki bir şeyler biliyor. Ama siz yine de işi garantiye almaya bakın derim.

    Çubukçu , aradı taradı ve bir noktayı göstererek; “kuyu burada dedi”. İlk söyleyeceğiniz şey şu olmalı. “ bize çevresini, sınırlarını işaretlermişsin.” Eğer sınırlarını işaretleyebilirse ve bu sınırlar dairesel bicimde ise; o kişi bu iş den anlıyor demektir. İşaretledi ama çıkan şekil dairesel değil de yamuk yumuk bir şeyse o zaman sıkıntı var demektir. Herkesçe malumdur ki kuyuların % 99 u yuvarlak açılır. Ortaya çıkan yamuk yumuk şekil, farklı bir toprak katmanı veya bir yarık veya fay hattı olabilir. Hadi diyelim ortaya dairesel bir şekil çıktı. O zaman çubukçuyu işaretli alanda gezdirip, farklı bir çekim alıp alamadığını gözlemleyin. Nasıl anlayacağız derseniz; çubuklar boşluk tepkisinin dışında farklı bir tepki verirler. Bu kişi iyi bir çubukçu ise ve farklı bir tepki aldıysa ne olabileceği hakkında fikir yürütür zaten. Bu kadarcık mı? Dediğinizi duyar gibiyim. Evet şimdilik bu kadarcık. Gelen kişi ne aradığını, nerede arayacağını biliyordu zaten. Sıkıntı sadece noktasal atışa kalmıştı o da çubukçu sayesinde çözüldü. Ama burada ki en önemli noktayı da atlamayalım. Kurnazlık yapıp da aramaya gelen adamı komşu tarlasında gezdirip gezdirip eli boş göndermeyelim. Dede yadigârıdır. Ahı kalır. Kimseye yar olmaz. Bilmem anlatabildim mi?

    Ya da şöyle mi söylesek; hem temiz bir hava almak hem de çubuklara alışmak için arazide yürüyüşe çıktık. Rast gele yürüyoruz. Bir an da boşluk tepkisi aldık. Ne yapacağız? Ben nasıl davranıyorum anlatayım, belki size de faydası olur.

    Öncelikle bulunduğumuz yere bir işaret koyarız. Sonra bulunduğumuz yerden bir adım geri bir adım ileri hareket ederek boşluk algısını teyit ettikten sonra, sola veya sağa dönelim. Çubuklar farklı bir tepki verecektir. Eğer sola döndü iseniz, ve boşluk algısı sağınızda ise ; sol çubuk ileri-sağ eldeki çubuk ise sağa dönecektir. Veya tam tersi.

    Yürümeye başlayın. Bir noktada çubukların her ikisi de sağa veya sola dönecektir. Buraya da bir işaret koyun ve çubukların döndüğü istikamete doğru (sağa veya sola dönerek) yürümeye başlayın. Bu işlemlere, başladığınız ilk noktaya gelene kadar devam edin.

    Hoşgeldin ziyaretçi. Linkleri görebilmek için lütfen Üye olunuz yada Giriş yapınız.



    İşaretlediğiniz noktaları birbirleri ile iliştiriniz. ( Burada anlattıklarım çubukların bendeki tepkisi. Sizdeki tepkiler farklı olabilir. Bunu da ancak bol bol pratik yaparak öğreneceksiniz.)
    Ortaya bir şekil çıkacaktır. Bu şekli yorumlamakta size kalıyor. Topu size atıp, aradan sıyrıldık diye düşünmeyin. Burada gerçekten bir tecrübe gerekiyor. Benim bu konu da tecrübem gerçekten yetersiz. Ama gelin genel bir bakış açısı ile değerlendirelim;
    Ortaya kare veya dikdörtgen bir şekil çıktı. Bu bir mezar mı? Yoksa bir oda veya tünel gibi bir şey mi? Boşluk algısı gerçekten boşluk mu? Yoksa dolgu mu? Veya farklı bir toprak katmanı-fay hattı- yarık mı? Derinliği nedir? Bu ayrımları yapabilmek için bazı genel bilgileri de bilmemiz gerekiyor. Mesela; insan elinden çıkmış yapıların %99 simetriktir. Her bir yapının da kendine has bir tekniği vardır. Bunlarda yapıldıkları dönemlere göre de değişiklik arz edebilir. Falan filan….Kısaca bu iş beni aşar. Size tavsiyem bu konu da bir otoriteden yardım almak. Yoksa tek başına aşılabilecek bu konu değil. Bizimkisi sadece ana başlıklara değinmek.
    Bu işe gönül vermiş kişiler : “Eğer arkeolojik(!!!) bir çalışma ile yeraltındaki maden veya minerale ulaşmak istiyorsanız; öncelikle boşluk ve boşluk algısının ne olduğunu iyice öğrenmelisiniz. Eğer sınırlar içerisinde bir çekim alırsanız, Ne olabileceğini iyi tahmin edin. Tahminimde yanılmam diyorsan, kazı masrafları ile çıkabilecek hurdaların(J) değerini karşılaştırın. 3 kuruş kazanacağım derken 5 kuruş zarar etmeyin.” Derler.
    Bir de bu işin profesyonellerine kulak verelim. : “yukarıda söylenen sözler doğrudur. Ancak hurdalar (J) geçekten hurda mı? Çünkü yeraltındaki boşluklarda çeşitli gazlar birikir. Bu da çubuklarda hurda tepkisine neden olabilir. Arkeolojik kazıya başlamadan önce, böyle bir gaz birikiminin olup olmadığını öğrenmelisin. Daha sonra diğer işlemleri yaparsın” derler. Benden iletmesi.
    İstenmeyen mineral ve yeraltındaki boşluklarda biriken gazlar, benim gibi acemi çubukçuları yıldıran şeylerin başında geldiğini söyleyebilirim. Bunları nasıl eliminize edebiliriz derseniz, işte o da ayrı bir “sanat,ustalık.tecrübe,meziyet” diyebiliriz. Bunları aşabilen insanların var olduğu söyleniyor ama nedense bunlar “ser verip sır” vermiyorlar, paylaşmıyorlar. Bence de haklılar. Neden mi? Hemencecik 2 sebep sayabilirim.
    1. Ticari kaygı. Yıllarını vermiş veya 5 dk. da çözmüş fark etmez. Bunun semeresini görmek en doğal hakkı.
    2. İlmi kaygı. Yani yaptığı bilimsel çalışmaları “ilmin” kurallarına adapte edememesi. Patent almaya kalksa, bilim kurulu veya hakem heyeti, yapılan çalışmaları ilmin kurallarına uygunluğunu araştıracak ve ona göre onay verecektir. Onay aldı ne ala. Ama alamadı, o zaman yaptığı çalışmaların sonuçları kehanetten öteye gidemez. Bu konuda söylenecek çok şeyler var ama konumuzdan uzaklaşmayalım.(küçücük bir dip not: deprem için erken uyarıcı bir cihaz yapan kişi patent için yaptığı başvurusunda, cihazını ilmi olarak savunamadığından patent alamamıştır. Ancak aynı cihazın bir kopyası 1 sene sonra A.B.D. de patent almış ve kendine de büyük bir Pazar bulmuştur. Bu tür çalışması olanlara naçizane tavsiyem; asla pes etmeyin. Oyunu kurallarına göre oynayın ki emeğinizin karşılığını alabilesiniz.)
    Yazılarımı büyük bir sabır ile okuyanların dikkatinden kaçmamıştır. Bu meziyet hakkında beni ilgilendiren şey “ elimizdeki çubukları harekete geçiren şey nedir? Sorusuna cevap bulmaktır. Akademik çalışmalar önceliğimdir. Ancak, fizik konusunda otorite kişilerin katkıları, yardımları sayesinde, adımızı kahinlikten, yaptığımız çalışmaları da kehanetten kurtarabilir, bu işin uyduruk bir bilim değil, gerçekte bir ilim olduğunu ispatlayabiliriz.
    Yukarıda uçuk bir örnek verelim demiştik ama, bir sonraki konu içerisinde işlediğimden mükerrer olmaması için sildim.
    Devam edecektir. (Çubukların dili ve birbirlerine üstünlüğü)
    Bu yazının ilimsel bir içeriği yoktur. Tamamen kendi derleme, bilgi ve tecrübelerimden yola çıkarak hazırlanmıştır. Hiç bir zümre ve kuruluşa da ithamda bulunulmamıştır.

    BORNOVALI
     
    • Beğen Beğen x 21
  2. Lacivert24

    Lacivert24 Extra/Dini Konular Araştırmacı

    Katılım:
    20 Ocak 2013
    Mesajlar:
    6.038
    Beğenileri:
    15.847
    Tecrübe Puanı:
    113
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Emekli
    Yer:
    Erzincan
    Elinize emeğinize sağlık kardeşim aydınlatıcı bilgiler...
    komutla arama yapma konusuna girmek istemediğini yazmışsın aman gireyim deme :D bilimsel izahı olmadığı gibi millet medyumluğa başlar benim çekincelerimde bu yönde idi bilirsin...
     
    • Beğen Beğen x 8
    • Doğru Doğru x 1
  3. TEVFİK

    TEVFİK üye Kullanıcı

    Katılım:
    11 Haziran 2012
    Mesajlar:
    3.425
    Beğenileri:
    5.937
    Tecrübe Puanı:
    113
    Yer:
    FETHİYE,MANİSA,İZMİR.
    S.a. Elinize emeğinize sağlık kardeşim aydınlatıcı bilgiler...
     
    • Beğen Beğen x 4
  4. ikizceli

    ikizceli çalışmalarınızı yasal yapınız. Özel Üyemiz

    Katılım:
    11 Eylül 2013
    Mesajlar:
    7.231
    Beğenileri:
    25.873
    Tecrübe Puanı:
    113
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    EMEKLİ
    Yer:
    ORDU- SAMSUN-ANKARA
    ALLAH razı olsun bornavalı kardeşim.
    boşluk tespiti konusunda, belli bir tecrübeye sahip ve üyelerimize tavsiye eden biri olarak,
    bu konuya meyilli olan arkadaşlarımızın alacağı, bir çok temel noktaları ihtiva eden temel bilgi niteliğinde bir yazı olmuş. gönlüne sağlık.
     
    • Beğen Beğen x 12
  5. SERKAN07

    SERKAN07 üye Kullanıcı

    Katılım:
    16 Ocak 2016
    Mesajlar:
    33
    Beğenileri:
    67
    Tecrübe Puanı:
    18
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    turızm
    Yer:
    antalya
    ellerıne saglık ustam
     
    • Beğen Beğen x 2
  6. Kurt ini

    Kurt ini üye Kullanıcı

    Katılım:
    12 Eylül 2013
    Mesajlar:
    224
    Beğenileri:
    187
    Tecrübe Puanı:
    43
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    teknisyen
    Yer:
    Ankara
    emeğine sağlık ustam güzel bilgiler.
     
    • Beğen Beğen x 2
  7. bornovalı

    bornovalı V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    20 Ekim 2014
    Mesajlar:
    262
    Beğenileri:
    877
    Tecrübe Puanı:
    93
    Cinsiyet:
    Bay
    S.A
    Herkese merhaba
    "bilimsel izahı olmadığı gibi millet medyumluğa başlar benim çekincelerimde bu yönde idi bilirsin..."
    evet çok iyi biliyorum lacivert24 ustam. Aynı kaygıları bende taşıdığım için değinmedim gibi uzak durulmasından yanayım.
    "boşluk tespiti konusunda, belli bir tecrübeye sahip ve üyelerimize tavsiye eden biri olarak,..."
    Her işin bir erbabı vardır. Paylaşımlarınızla bu işin erbabı olduğunuz ayandır. Bizimkisi sadece ana başlıklar idi. Siz ve diğer ustalarımız bu konularda gerekenleri söylüyor ve yardımcı oluyorsunuz. ALLAH (C.c) razı olsun.
    Yorum yapan diğer arkadaşlara da sabırla sonuna kadar okudukları için teşekkür ederim. Katkılarınızı beklerim.
    Sağlıcakla kalın
    ALLAH'a emanet olun.
     
    • Beğen Beğen x 6
  8. metin77

    metin77 V.i.p Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    17 Aralık 2015
    Mesajlar:
    1.636
    Beğenileri:
    3.343
    Tecrübe Puanı:
    113
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    muhasebe
    Yer:
    adana
    ustam emeğine sağlık, allah senden razı olsun. azimli sıçan betonu delermiş atasözünün cuk diye oturduğu bir paylaşım olmuş. :) ALLAH izin verirse sonuna kadar devam edecez ve pes edenleri de kararından caydırıp tekrar işe koyduracaz. hepimiz birimiz, birimiz hepimiz....
     
    • Beğen Beğen x 6
  9. efkan55

    efkan55 üye Kullanıcı

    Katılım:
    6 Haziran 2014
    Mesajlar:
    298
    Beğenileri:
    423
    Tecrübe Puanı:
    63
    Cinsiyet:
    Bay
    Çok guzel bir yazı bilgilendirici emeginize saglik

    GT-I9301Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
     
    • Beğen Beğen x 2
  10. Erdem

    Erdem Vip Üye Özel Üyemiz

    Katılım:
    15 Nisan 2014
    Mesajlar:
    1.502
    Beğenileri:
    2.993
    Tecrübe Puanı:
    113
    Teşşekkürler
     
    • Beğen Beğen x 2

Sayfayı Paylaş