Define cilik ve define isaretleri hakkında kullanıcılara bilgiler sunulan forum sitesi, define isaretleri, define siteleri, define sitesi, definecilik Kim Bu Insanlar? (su Arayıcıları) | Sayfa 3 | Define Mekanı- Define işaretleri

Kim Bu Insanlar? (su Arayıcıları)

Konusu 'Güncel AR-GE (Araştırma ve Geliştirme) Bölümü' forumundadır ve bornovalı tarafından 19 Kasım 2015 başlatılmıştır.

  1. Trakyalı06

    Trakyalı06 üye Kullanıcı

    Katılım:
    7 Şubat 2019
    Mesajlar:
    6
    Beğenileri:
    6
    Tecrübe Puanı:
    3
    Cinsiyet:
    Bay
    Merhaba Sn. bornovalı.
    Kişinin en değerlilerinden olan zamanı harcayarak yazdığınız için öncelikle teşekkür ederim.

    "İlim de asla duygusallık yoktur. İlim duygusallıkla değil, gerçeklerle hayat bulur, yön bulur, doğrularla gelişir." diyerek fikrinizi belirtmişsiniz.
    Bildiğiniz gibi aynı zamanda ilim , aykırı düşüncelere yer vermekten, sorgulanmayanı didik didik etmek ile de yakından ilgilenir. Mutlak doğru bazen tek, bazen de çoğul olarak masada duruyor olabilir.
    Amaç ve önem derecesine göre bile doğruluk gün gelip tartışılabilir.

    Dediginiz gibi kesinlikle gerçeklerle hayat ve yön bulur, gelişir. Size katılamayacağım tek yer ise duyguların kapalı kapilar ardına saklanıp,işlem ve iletişim süreçlerinde bu kapıların açık tutulmaması gerektiği konusudur. Bir de "asla" kelimesinden çok çekiniyorum. Ne zaman bu kelime ağzımdan kaçsa (arada kaçıyor) içim ürperiyor.
    Insanı yöneten beyin mi yoksa kalp mi sorusu, asırlık bir cinar ağacının koyu gölgesinin altında çay içerken münazara yapılabilecek bir konu olabilir. Bahsi geçen kalbin, bildiğimiz kalp mi olduğu da masaya yatırılabilir.
    Yani demem o ki Sn. Ustam;
    Eskilerden kalma şöyle bir klişe söz vardi. "İşime asla duygularımı karıştırmam." Bu , mülakatı yapan kişi için pozitif etki yapıyordu. Oysa ki beşer, duygularıyla hareket edip yönünü bulabilecek şekilde dizayn edilmiş bir canlı. Tersi robotik kodlama olsa gerek. Nitekim yapay zekanın asıl zor olan kısmını adapte etmeye çalıştıkları bölüm ise "duygular"..
    Farklı düşünce tarzlarımız elbette bizim zenginliğimiz.
    Size daha ilk cümle de kırılmamın sebebi ise , sizden alıntı yaptığım paragrafta "gidis-gelis" tümcesini siz kullanmışsınız. Dogal olarak ben de aynı şekilde kullandım. Ama sizin bunu halk-mürekkep yalamış-kitap tozu yutmuş şeklinde siniflandirip konuyu yer çekimine kadar götürünce bi' kalakaldım.. Çünkü biliyorum ki siz , tabirinizle "kitap tozu" yutmuş olanlardansiniz. Dedim ki , kendisi gelis-gidis demesine rağmen (orada farklı açıklama yokken) burada neden lafı bu kadar dolandırmış sorusunu kendi kendime sormak durumunda kaldım. Duygular benim için önemli Sn. Ustam. Hissedebilmek en güzel şeylerden biri olsa gerek.. (Örneğinizdeki "yazılarımı didik didik ederler" tamlamasini bununla lütfen bagdastirmayin. Duygu durumu mu ifade etmek icin kullandım.)
    Sizi tartmak haddim olmadığımı gibi, birikimim sizinkinin yanında devede kulak bile değildir.
    Ben sadece griftlikten uzağım. Söyle bir örnek versem umarım yanlış anlaşılmam.
    Kisiye sormuşlar şu şahs-ı nasıl bilirsiniz diye, O da "kendim gibi" demiş. Tabi bu cümleden sonra da kimse kimseye bisi öğretemez, kişi öğrenmek isterse öğrenebilir. Sonrasındaki cümle, öğrenmesini istiyorsan, sorgulamasını sağlamalısın. Sorgulaması için doğru sorular sormalısindan girer bu döngü devam eder.
    Kelimelerin % 30 , beden dilinin % 70 etki ettiği iletişimde, yazarak anlatmak istediğimiz, ifade cabalarimiz elbetteki sınırlı kalacaktır..

    Verdiğiniz örnekler gibi, serbest elektron bulutunun ne olduğunu bilmeyen, metalik bağın kilit rolünü anlamlandiramayan,demirin galvanik pil kuramına benzer iyon akışı ile elektron paylaşımının nelere tesir ettiğini, her işlenmiş metalin kararsız halden kurtulup , aslı olan cevherine kararlı hale gelmeye neden çalıştığını sorgulamayan ve bunu bilimsel dayanaklarla parçaları birlestiremeyen her beyin, saniyede 1 milyondan fazla tur atan elektronu da saydığını iddaa eder..

    Sizin belirttiğiniz gibi, yazılarınız varolani irdelemek ve X nesne ile Y faydayi saglayip Z yi tespit ediyorum fikirlerine, bilimsel yonden isik tutup, cevabi okuyucuya birakmak seklinde oluyor.(Genellikle)
    Bunu ilk konunuzu okuduğumda zaten hemen farkettim. Devamında bunun karakterinizin bir parçası ve olaylara yaklaşım biçiminiz olduğu kanaatine vardim.
    Ve lafı hiç dolandırmayıp, ....... lar ile tecrübeniz var ise ....... suallerime cevap rica ettim. Bilerek,isteyerek ve kararli olarak yönelttim.

    Sonuç olarak, yaklaşım çizginizin dişina cikmadiginizi yasayarak gördüm. Bu da benim için güzel bir tecrübedir. Emin olun herhangi bir çıkar için araştırma yapmıyorum. Bu sadece çok sevdiğim bir hobim. Ve denildiği gibi "su" hayattir..

    Bilirim ki, ilmi ön planda tutan, sorgulayan,yüreğinde merhamet,adalet ve Allah korkusu taşıyan insanlardan zarar gelmez.
    Değerli katkılarınız için teşekkür ederim.

    Son olarak iki foto ile örnek göstermek ve neden bu tür soruları size yönelttiğim konusunda da aklınızda şüphe kalmasın isterim.
    Biliyorum ve eminim ki, bu konular ile ilgili her bilgi kırıntısını sizde okuyup, araştırılmaya değer olanları irdeliyor olmalısınız.

    [​IMG]


    [​IMG]


    Ilk resim kaynağı üniversite arşivi. Bu kadar yavaş hareket eden suyun akis yönünü tespit edebilmek önemli bir meziyet olsa gerek.
    2. Resimdeki bilgileri çok yerde duydum. Basit bir örnek olarak koyuyorum. Ispatsiz bir şeyi sunmak gibi bir gayret içinde değilim. Her ne kadar ilk akla gelen, sondajcı daha derin kazmak istiyor çünkü ona göre para alıyor fikri geçse de , işin asli pek öyle değil. 30-60-110 gibi birbirini katlayan ve makasın çok açık olduğu metreler elbette büyük kuşkuyla bakarım.
    Ancak, suyun bulunabileceği toprak yapısının az çok bilindiğinden;
    - sondaj kazısı esnasında çıkan malzeme
    - O metrelere konan delikli borular
    - iş bitişinde sondaj kazı dip derinliği ile, suyun boru içindeki yükseldiği max. derinlik
    Kişiyi, ana damarın altlarda olup,ana damara yakın ve ana damardan çıkıp,ust metrajlarda kılcal damarlar olabileceği, su damarının en genişliği yukarıdan alındığında ana damarı verebileceği, ancak derinlik alındığında üstteki kılcal damarın metrajinin kişiyi yanıltabilecegi gibi bazi sorular vuku buluyor..

    Sağlıcakla kalın.
    Allaha emanet olun.
    Saygılarımla..
     
    • Beğen Beğen x 2
    • Allah(c.c) Razı Olsun Allah(c.c) Razı Olsun x 1
  2. gurbetci55

    gurbetci55 üye Kullanıcı

    Katılım:
    15 Eylül 2019
    Mesajlar:
    2
    Beğenileri:
    1
    Tecrübe Puanı:
    3
    Cinsiyet:
    Bay
    Merhaba bornovali ustam.

    Su arama ile ilgili yazdiklarinizi okudum. Cok güzel aciklayici ve güzel anlatmissiniz. Anlatimlarinizda benim cevabini aradigim sorularin cevaplarini buldum. Su damari
    tespit edildikten sonra derinlik tespinin nasil yapilacagini maddeler halinde aciklamissiniz.
    Bundan dolayi size cok tesekkür ediyorum.
    Yurt disinda oldugum icin dönünce uygulamaya calisacagim.
    Ben bu konu ile ilgili bir tane Radyestezi kitabi buldum. Okudum ama su damari derinligi nasil tespit edilir ile ilgili bir bilgiye raslamadim.
    Internetten buldugum bilgiler ile bir seyler yapmaya calistim. Sizin anlattiklariniz ile tecrübemi insallah daha da gelistiririm.

    Emeginize saglik. Allah razi olsun.

    gurbetci55
     
    • Beğen Beğen x 1

Sayfayı Paylaş