Habeş Krali Necaşi Eshame | Define Mekanı- Define işaretleri

Habeş Krali Necaşi Eshame

BoZKurT

"R@m@z@n"
Forum Düzeni
Araştırmacı
Katılım
22 Mart 2012
Mesajlar
8,675
Beğeni
13,390
Konum
İstanbul
Müslümanların gördüğü baskı ve zulüm dayanılmaz bir hâl almıştı. Ambargolar, işkenceler birbirini takip ediyordu. Herkes canından, malından, ırz ve namusundan endişe ediyordu. Bu şartlarda, Allah Resulü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) "O, ülkesinde kimseye zulmedilmeyen kraldır." diyerek övdüğü Necaşi Eshame'nin ülkesine, Habeşistan'a hicret izni çıktı. Farklı tarihlerde iki ayrı kafile halinde yola çıkan sahabeler, Kızıldeniz'i aşarak Afrika topraklarına geçti. Burada, Hz. Peygamber'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) haberini verdiği gibi hürmetle karşılandılar, aziz birer misafir gibi ağırlandılar.

Bu ilgi ve alaka Mekke müşriklerini ziyadesiyle rahatsız etmişti. Sonradan büyük sahabeler arasında yer alacak olan Amr b. As (r.a.) başkanlığında bir heyeti, bu ülkeye göndermeye karar verdiler. Maksat, Kral Necaşi'yi Müslümanlar aleyhine kışkırtmak, onların kendilerine teslim edilmesini sağlamaktı.​

Necaşi, heyetin iftiralarını, yalanlarını dinledikten sonra, kendisine sığınan insanları dinlemeden bir karar vermeyeceğini beyan etti. Müslümanlardan bir grubun saraya çağrılmasını istedi. Allah Resulü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) amcasının oğlu, Hz. Ali'nin de büyük kardeşi olan Cafer b. Ebu Talip (r.a.) başkanlığındaki heyet, Necaşi'nin huzuruna çıktı. O günün protokol kuralları uyarınca hükümdarın huzuruna çıkanlar secde ederlerdi. Fakat onlar inançlarının gereği olarak bunu yapmadılar. Müşrikler buna çok sevinmişler, huzurdan kovulacakları hevesine kapılmışlardı. Ama Necaşi tepki göstermedi, onları saygıyla dinleyip sorular sordu.

Cafer b. Ebu Talip (r.a.) özetle şunları söylemişti: "Biz, cahil bir kavimdik. İçki içer, kumar oynar, zina eder, insan öldürürdük. Bütün kötülükleri irtikâp eder; fakat tek faziletli iş işlemezdik. Allah (c.c.), içimizden bir peygamber gönderdi. O bize doğru yolu gösterdi. Bizi her türlü kötülükten çekip çıkardı ve her türlü faziletle donattı."

Hıristiyan olan Necaşi Eshame, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Meryem'i sordu. Cafer (r.a.), hicretlerinden hemen önce inen Meryem sûresini okudu. O okudukça Necaşi'nin gözlerinden yaşlar akıyordu. Sonunda eğilip yerden ince bir çöp aldı ve tarihe geçen şu sözleri söyledi: "Allah'a yemin ederim ki, sizin peygamberinize nazil olanlarla, Hz. İsa'ya inenler arasında şu çöp kadar dahi fark yoktur!.."
Habeş kralı Necaşi Eshame, neticede Mekke müşriklerinin getirdiği hediyeleri de geri çevirip, ülkesine sığınan Müslümanları himaye edeceğini ilân etti. Bu kararı rahiplerin muhalefetine rağmen verdi. Nakledildiğine göre, Müslümanlarla çok kısa süre görüşmesine rağmen onların anlattıklarından ve yaşantılarından etkilenip kısa zamanda İslam'ı kabul etti. Hicret'in 9. yılında, vefatını vahiy yoluyla öğrenen Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) gıyabında bizzat cenaze namazını kıldırdı. O günden bu yana Necaşi, zulme uğramış Hak dostlarına kucak açan, kol kanat geren adil hükümdar olarak Müslümanların gönlünde taht kurdu.

Gördükleri maddi ve manevi işkenceler sebebiyle vatanlarını bırakmak zorunda kalarak Habeşistan'a (614 ve 615 yılında) hicret eden sahabeler, Afrika'nın ilk Müslüman topluluğunu oluşturdular. Birinci kafilede 4'ü kadın 15, ikinci kafilede ise 19'u kadın 111 sahabenin olduğu naklediliyor. Bu insanlar, köklü bir geçmişe sahip, Habeş krallarının hüküm sürdüğü bölgeye, Etiyopya'nın kuzeyine, bugünkü Tigray eyaletinin başkenti Mekele yakınlarına yerleştiler. Bugün bu belde Necaşi köyü olarak tanınıyor.

Örnek yaşayışlarıyla, Necaşi'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda insanın İslam'ı kabul etmesine vesile oldular. Vefatından sonra Necaşi'nin cenazesi bu köye defnedilmiş. Bu sebeple köy, onun adını almış. Köyde Necaşi'den başka, vatanlarına geri dönmeyip burada kalan 15 sahabenin de kabri bulunuyor.

Habeşistan toprakları, sadece Necaşi'nin değil İslam'ın ilk müezzini Bilal-i Habeşi'nin de ana vatanı. Peygamberimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) "Annemden sonraki annem Ümmü Eymen'dir." buyurduğu hanım da Habeşistanlı.

NECAŞİ’YLE AYNI TÜRBEDE YATAN SAHABELER

İmam Zeynu İsmail, cemaatin desteği ve ziyarete gelen yabancıların bıraktığı bağışlarla cami ve türbenin giderlerini karşılamaya çalıştıklarını söylüyor.

Addi bin Nadri
El Muttalip bin Ezher
Süfyan bin Muammer
Urvah bin Abdülaziz
Umeyr bin Ümeyye
Abdullah bin el Haris
Hatib bin el Haris
Hattap bin el Haris
Musa bin el Haris
Hatib bin el Haris
Zeynep binti el Haris
Fatıma binti Safvan
Birk binti Yasir
Ramlah binti Abdülesved
Hannana binti Abdülesved


HZ. PEYGAMBER'İN (SAV) NECAŞİ'YE GÖNDERDİĞİ MEKTUP"Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla!

Allah'ın Resûlü Muhammed'den Habeşistan kralı Necaşi Ashâm'a!

Selâm senin üzerine olsun. Yegâne güç ve kudret sahibi Kuddûs, Mü'min ve Müheymin olan Allah'a hamd ediyorum. Şehâdet ederim ki İsa, Allah'ın ruhu ve kelimesidir. Onu bakire, saf, temiz ve namuslu Meryem'in rahmine ilkâ etmiştir ve böylece Meryem, İsa'ya gebe kalmıştır. Âdem'i de eliyle ve yine nefhasından yaratmıştır. Seni bir ve ortaksız olan Allah'a inanmaya davet ediyorum. Onun taati üzerinde yardımlaşmaya, O'na tâbi olmaya, O'na ve benim getirdiğime iman etmeye davet ediyorum.

Ben Allah'ın Resulüyüm. Sana amcamın oğlu Cafer ile beraberindeki Müslümanları gönderdim. Onlar sana geldiklerinde kendilerini misafir et. Kibirden sakın. Seni ve askerlerini Allah'a inanmaya davet ediyorum. Ben vazifemi tebliğ ettim, nasihatte bulundum. Benim nasihatimi kabul ediniz.

Selâm hidayete tâbi olanların üzerine olsun"


NECAŞİ'DEN HZ. PEYGAMBER’E (SAV) CEVABÎ MEKTUP

"Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla!

Necaşi Asham b. Ebcer'den Allah'ın Resûlü Muhammed'e. Ey Allah'ın Peygamber'i! Allah'ın selamı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun. Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah ki beni İslâm'a hidayet etmiştir. Ey Allah'ın Resûlü! İsa ile ilgili sözlerini içeren mektubun bana erişti. Göklerin ve yerin rabbine and içerim ki İsa senin söylediğin gibidir, fazlası değildir. Biz senin bize gönderdiğini tanıdık. Onları, amcanın oğlunu ve arkadaşlarını misafir ettik.

Şehâdet ederim ki sen Allah'ın resûlüsün, doğrusun ve Allah tarafından da tasdik edilmişsindir. Sana ve amcanın oğluna biat ettim ve onun eliyle âlemlerin rabbine teslim oldum.

Ey Allah'ın Rasûlü! Sana Erîha b. Ashâm b. Ebcer'i (yani oğlumu) gönderiyorum. Sana gelmemi istersen, gelirim. Şehâdet ederim ki senin söylediklerin haktır.


Not: bu olayı ben çok severim, müslüman olmayan bir kişinin ona Allah ın ayetlerini okudugunda kalbinin yumuşaması ve müslümanlara kuçak açması.
bu adam kin güden biri olsa ordaki müslümanların hepsini keser atardı.
veya siz ne dıyorsunuz kardeşim, nereye geldiğinizin farkındamısınız, burada islam dıyemezsınız kuran dıyemezsınız, dıyebılırdı !!!
yada ne bıleyım benım aklıma gelenlerın hepsı sızın aklınızada gelıyordur.

demem oki, hoş görü çok mühim.
 

aurum

Üye
Kullanıcı
Katılım
6 Nisan 2014
Mesajlar
597
Beğeni
574
Ahh bozkurt usdam filimde seyrederken habeşistan kıralının o sözleri kınından çekilmiş kılıç gibiydi insan öle bir duygu içinde kalıyorki anlatılamaz..:)
 
Üst