Pazar ola... | Define Mekanı- Define işaretleri

Pazar ola...

Lacivert24

Extra/Dini Konular
Araştırmacı
Admin
Katılım
20 Ocak 2013
Mesajlar
6,719
Beğeni
17,687
Konum
Erzincan
Şehitler Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine bahşettiği husûsî bir hayatla diridirler. “Rableri yanında rızıklanmaktadırlar” (Âl-i İmrân 3/169) ifadesinden anlaşıldığına göre Allah’a yakın bir mevkî elde etmişler ve orada akla hayâle gelmez cennet nimetleriyle ikram olunmaktadırlar. Ölümden sonra sâlihlerin rûhları cennetteki güzel makâmlarını görüp sevinir, kötülerin rûhları da cehennemdeki yerlerini görüp elem ve ızdırap duyarlar. Şehitler ise yüce makamlarını görmekle kalmaz, Allah katında dünyadaki insanların topladığı şeylerden çok daha kıymetli ve daha büyük nimetlere mazhar olurlar. Resûlullah (s.a.s.) bu hususta şöyle buyurur:

“Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa dahî dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü ileri derecedeki itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.”

Bir rivayette: “Şehitliğin faziletini gördüğü için” buyrulmuştur. (Buhârî, Cihâd 21; Müslim, İmâre 109)

Fahr-i Kâinat Efendimiz, diğer bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:

“…Ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, hiçbir seriyyeden[1] geri kalmaz, hepsine katılırdım. Allah yolunda şehîd olmak, sonra diriltilip tekrar şehîd olmak yine diriltilip tekrar şehîd olmak isterdim.” (Buhârî, Îman 26; Müslim, İmâre 103, 107)

Âyet-i kerîmeden anlaşıldığına göre şehîdler hakkında konuşurken saygısız ifadeler kullanmamalı, onlardan hürmet ve ihtiramla bahsetmelidir.

Şehîdler, kendilerine lûtfedilen nimetlere sevindikleri gibi geride bıraktıkları mü’minler ve özellikle kendilerinden sonra şehîd olacak kişiler için de sevinir ve bunu onlara müjdelemek isterler. Çünkü kendileri gibi onlar için de hiçbir korku ve hüzün olmadığını ve onlara da muazzam nimetler lûtfedileceğini öğrenmiş, Allah’ın mü’minlerin ecrini eksiksiz verdiğini ayan beyân görmüşlerdir. Şehitler öylesine büyük bir fedâkârlık rûhu taşımaktadırlar ki, kardeşlerinin iyiliğine, kendi iyiliklerinden önce sevinmektedirler.

Câbir b. Abdullah (r.a.) şöyle anlatır:

“Bir defâsında ben üzüntülü bir haldeyken Resûlullah (s.a.s.)’le karşılaşmıştık. Bana:

«–Seni niye böyle üzgün görüyorum?» buyurdu.

«–Babam Uhud’da şehîd düştü. Geriye bakıma muhtaç kalabalık bir âile ve bir hayli de borç bıraktı” dedim.[2] Bunun üzerine Efendimiz (s.a.s.):

«–Allah’ın babanı nasıl karşıladığını sana müjdeleyeyim mi?» buyurdu. Ben: «Evet!» deyince şöyle devam etti:

«–Allah, hiç kimseyle yüz yüze konuşmaz, dâimâ perde arkasından konuşur. Ancak, babanı diriltti ve onunla perdesiz yüz yüze konuştu:

“–Ey kulum, benden ne dilersen iste, vereyim!” buyurdu. Baban:

“–Ey Rabbim, beni dirilt, senin yolunda tekrar şehîd olayım!” dedi.

Allah Teâlâ:

“–Ama ben daha önce, «Ölenler artık dünyaya geri dönmeyecekler!» diye hükmettim” buyurdu. (Tirmizî, Tefsir 3/3010)

Baban da:

“–Ey Rabbim, öyleyse benim hâlimi arkamda kalanlara bildir!” dedi. Bu talep üzerine şu âyet-i kerîmeler nâzil oldu…»

Daha sonra Resûlullah (s.a.s.) şehîdlerle ilgili olan bu âyet-i kerîmeleri tilâvet buyurdu. (İbn Mâce, Mukaddime 13/190)

Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Uhud’da kardeşleriniz isabet alıp şehîd edilince Allah Tealâ onların ruhlarını alıp yeşil kuşlar hâline getirdi. Şehîdlerin rûhları cennet nehirlerine gelir, cennet meyvelerinden yer ve arşın gölgesindeki altundan kandillere gelirler. Şehîdler yeme-içmelerinin hoşluğunu, gezdikleri ve kaldıkları yerlerin güzelliğini görünce:

«–Cihaddan ayrı kalmamaları ve savaştan korkmamaları için, bizim cennette hayatta olup türlü nimetlerle rızıklandığımızı kardeşlerimize kim ulaştıracak?» dediler. Her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah Tealâ:

«–Ben bunu sizin adınıza onlara haber veririm» buyurdu ve bu âyet-i kerîmeleri Rasûlü’ne indirdi.” (Ebû Dâvûd, Cihâd 25/2520; Müslim, İmâret 121)

Buradan anlaşıldığına göre müslümanlar, kardeşlerinin iyiliğine kendi iyiliklerinden daha çok sevinmelidirler. Zira öncelikle şehîdlerin, kardeşlerine ihsân edilen nimetler sebebiyle sevindikleri bildirilmiştir.

Mustafa şahin

Mevlam şehitlerimizin makamlarını ali eylesin aile ve efradına sabırlar versin bizlerede şehit kanlarıyla sulanmış bu mübarek vatan topraklarında birlik ve beraberlik içinde yaşamayı ve yaşatmayı nasip ve ihsan eylesin inşallah...
 

Hacivert24

Üye
Kullanıcı
Katılım
7 Ocak 2021
Mesajlar
16
Beğeni
53

İyi çocuk yetiştirmek, iyi iş adamı olmaktan daha önemlidir​


İyi çocuk yetiştirmek, iyi iş adamı olmaktan daha önemlidir

Bireysel ve toplumsal mutluluğun oluşması için pozitif bakış açısının önemine değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mutluluğun parfüm gibi, bulaşıcı olduğunu söyledi.


Aristo’nun insanı mutluluk arayan varlık olarak tanımladığını söyleyen Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan; günümüzde mutluluk biliminin geliştiğini belirtiyor.

Zenginlik artmasına rağmen mutluluk seviyesi artmadı!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Mutluluk ile ilgili ilk kongre 2010 yılında yapıldı. Ortaya çıkışı ABD’de varlık seviyesinin artmasına karşın mutluluk seviyesinin artmaması idi. Yapılan çalışma sonucunda da bir bilim alanı ortaya çıktı; Mutluluk Bilimi. Baktığımız zaman bizim değerler sisteminde olan ifadeleri bizim Anadolu irfanımızdan alarak bilim olarak ortaya koymuşlardı. Adına da Pozitif Psikoloji dediler. Biz Pozitif Psikolojiyi Üsküdar Üniversitesi olarak 2012’den beri zorunlu ders olarak veriyoruz. Bizden sonra Harvard ve Yale Üniversiteleri müfredatlarına bu dersi aldı ve çığır açan ders olarak internet sitelerine koydular” dedi.

“Pozitif olmak herkesin hayatında önemli bir kural olmalı”

Batı medeniyetinin “haz eşittir mutluluk” yaklaşımına değinen Tarhan; “Bilimsel çalışma ortaya koydu ki, haz peşinde değil, anlam peşinde koşmak anlam ifade ediyor. Mutluluğu amaç olarak seçen kişi mutluluğu kaçırıyor. Oysa mutluluğu hayatına anlam katma hedefi olarak kullanırsan mutluluk kendiliğinden gelir. Pozitif duygulara sahip olmak, kişinin iyi akış duygusuna sahip olması çok önemli. Hayatımızda pozitif olmak kural olmalı, negatiflik arada bir olmalı. Pozitif Psikoloji Hareketi’nin kurucularından Martin Seligman’ın PERMA Modeli’nde sunulan üçüncü adım insanlarla pozitif ilişkiler kurmayı gösteriyor. İnsanlarla iyi ilişkiler kurduğunuzda pozitif bir ortam oluştuğu için kişi daha çok mutlu oluyor. Ve kendisini büyük bir anlamın parçası olarak hissediyor. Mutluluk parfüm gibidir, bulaşır, başkasının üzerine siner. Mutluluğu bizim bireysel olarak taşımamız gerekiyor. Toplumsal mutluluk için de buna inanan insanların çok olması lazım” dedi.

Başkalarına faydalı olan mutluluk modelini öğrenmeliyiz

ABD örneğini veren Tarhan; “Şu an ABD’deki insanlar mutluluğu öğrenmek için Tibet’e gidiyorlar. Mevlana der ki; para madde gibi unsurlar insanın içinde olmasın, cebinde olsun. Biz de bunu yapabilirsek bu çağın modeli bu olmalı. Başkalarına faydalı olan mutluluk modelini öğrenmeliyiz. Bizde aslında olan bir kültürü batı bize bilimsel metotlarla anlatıyor çünkü buna herkesin ihtiyacı var. Mutlu olabilmeyi herkes ister, ailede biri mutsuzken diğerleri rahat rahat oturabilir mi? Bencilce bir mutluluk insanları etkilemiyor. Çocuklar nasıl mutlu olur? Toplum nasıl mutlu olur? Toplumu düşünerek bunu yapmamız lazım. Anne baba bu konuda aileye pozitif örnek olmalı” dedi.

Mutluluk bulaşıcıdır

“Anne baba nasıl mutlu olursa aile mutlu olur” diyen Tarhan; “Mutluluk geçirgendir. Mutluluk bulaşıcıdır. Anne ve baba ‘Evi nasıl pozitif bir ortam haline getirebilirim’ diye düşünmelidir. Hayata pozitif anlamlar katabilmek, pozitif ilişkiler kurabilmek ailede çok önemlidir. İyi çocuk yetiştirmek, iyi iş adamı olmaktan daha önemlidir. Anne baba rolleri ihmal edilmemelidir. İş adamı, anne baba olma gibi roller orantılı götürülmelidir. Mutluluk bunun sonucunda ortaya çıkıyor. Akademik başarı açısından bakarsak mesela; her istediği yapılan çocuk konformist oluyor. Herkesten iki-üç kişilik sevgi istiyor. Amaç çocuğun mutlu olması değil, çocuğun hayatına anlam katan değerlerin olmasıdır. Çocuk ders çalışma, uykusuz kalma zahmetlerine katlanmalıdır. Anne baba kıyamazsa çocuk hayatın zorluklarına alışamıyor. Başarılı olmayı öğrenemiyor. Çocuğa ders çalış demeyi değil, ders çalışmayı nasıl sevdirebilirim demeye odaklı olmalı anne baba…” dedi.
 

BulursamKader25

Usta
Define İşaretleri
Super Moderatör
Katılım
13 Nisan 2016
Mesajlar
1,600
Beğeni
4,929
Konum
Konya-Kırıkkale

İyi çocuk yetiştirmek, iyi iş adamı olmaktan daha önemlidir​


İyi çocuk yetiştirmek, iyi iş adamı olmaktan daha önemlidir

Bireysel ve toplumsal mutluluğun oluşması için pozitif bakış açısının önemine değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, mutluluğun parfüm gibi, bulaşıcı olduğunu söyledi.


Aristo’nun insanı mutluluk arayan varlık olarak tanımladığını söyleyen Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan; günümüzde mutluluk biliminin geliştiğini belirtiyor.

Zenginlik artmasına rağmen mutluluk seviyesi artmadı!

Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Mutluluk ile ilgili ilk kongre 2010 yılında yapıldı. Ortaya çıkışı ABD’de varlık seviyesinin artmasına karşın mutluluk seviyesinin artmaması idi. Yapılan çalışma sonucunda da bir bilim alanı ortaya çıktı; Mutluluk Bilimi. Baktığımız zaman bizim değerler sisteminde olan ifadeleri bizim Anadolu irfanımızdan alarak bilim olarak ortaya koymuşlardı. Adına da Pozitif Psikoloji dediler. Biz Pozitif Psikolojiyi Üsküdar Üniversitesi olarak 2012’den beri zorunlu ders olarak veriyoruz. Bizden sonra Harvard ve Yale Üniversiteleri müfredatlarına bu dersi aldı ve çığır açan ders olarak internet sitelerine koydular” dedi.

“Pozitif olmak herkesin hayatında önemli bir kural olmalı”

Batı medeniyetinin “haz eşittir mutluluk” yaklaşımına değinen Tarhan; “Bilimsel çalışma ortaya koydu ki, haz peşinde değil, anlam peşinde koşmak anlam ifade ediyor. Mutluluğu amaç olarak seçen kişi mutluluğu kaçırıyor. Oysa mutluluğu hayatına anlam katma hedefi olarak kullanırsan mutluluk kendiliğinden gelir. Pozitif duygulara sahip olmak, kişinin iyi akış duygusuna sahip olması çok önemli. Hayatımızda pozitif olmak kural olmalı, negatiflik arada bir olmalı. Pozitif Psikoloji Hareketi’nin kurucularından Martin Seligman’ın PERMA Modeli’nde sunulan üçüncü adım insanlarla pozitif ilişkiler kurmayı gösteriyor. İnsanlarla iyi ilişkiler kurduğunuzda pozitif bir ortam oluştuğu için kişi daha çok mutlu oluyor. Ve kendisini büyük bir anlamın parçası olarak hissediyor. Mutluluk parfüm gibidir, bulaşır, başkasının üzerine siner. Mutluluğu bizim bireysel olarak taşımamız gerekiyor. Toplumsal mutluluk için de buna inanan insanların çok olması lazım” dedi.

Başkalarına faydalı olan mutluluk modelini öğrenmeliyiz

ABD örneğini veren Tarhan; “Şu an ABD’deki insanlar mutluluğu öğrenmek için Tibet’e gidiyorlar. Mevlana der ki; para madde gibi unsurlar insanın içinde olmasın, cebinde olsun. Biz de bunu yapabilirsek bu çağın modeli bu olmalı. Başkalarına faydalı olan mutluluk modelini öğrenmeliyiz. Bizde aslında olan bir kültürü batı bize bilimsel metotlarla anlatıyor çünkü buna herkesin ihtiyacı var. Mutlu olabilmeyi herkes ister, ailede biri mutsuzken diğerleri rahat rahat oturabilir mi? Bencilce bir mutluluk insanları etkilemiyor. Çocuklar nasıl mutlu olur? Toplum nasıl mutlu olur? Toplumu düşünerek bunu yapmamız lazım. Anne baba bu konuda aileye pozitif örnek olmalı” dedi.

Mutluluk bulaşıcıdır

“Anne baba nasıl mutlu olursa aile mutlu olur” diyen Tarhan; “Mutluluk geçirgendir. Mutluluk bulaşıcıdır. Anne ve baba ‘Evi nasıl pozitif bir ortam haline getirebilirim’ diye düşünmelidir. Hayata pozitif anlamlar katabilmek, pozitif ilişkiler kurabilmek ailede çok önemlidir. İyi çocuk yetiştirmek, iyi iş adamı olmaktan daha önemlidir. Anne baba rolleri ihmal edilmemelidir. İş adamı, anne baba olma gibi roller orantılı götürülmelidir. Mutluluk bunun sonucunda ortaya çıkıyor. Akademik başarı açısından bakarsak mesela; her istediği yapılan çocuk konformist oluyor. Herkesten iki-üç kişilik sevgi istiyor. Amaç çocuğun mutlu olması değil, çocuğun hayatına anlam katan değerlerin olmasıdır. Çocuk ders çalışma, uykusuz kalma zahmetlerine katlanmalıdır. Anne baba kıyamazsa çocuk hayatın zorluklarına alışamıyor. Başarılı olmayı öğrenemiyor. Çocuğa ders çalış demeyi değil, ders çalışmayı nasıl sevdirebilirim demeye odaklı olmalı anne baba…” dedi.
Sn.yazar benimde uyesi oldugum dernegin baskanidir (Asder).
Ona kirginim ve yazisini begenmiyorum giciklik olsun diye :))

Kirginligim da sahsi degil ilkesel bazlidir.
 

Lacivert24

Extra/Dini Konular
Araştırmacı
Admin
Katılım
20 Ocak 2013
Mesajlar
6,719
Beğeni
17,687
Konum
Erzincan
Gerçek aşk hikayesi

Günümüzde baş vermiş gerçek bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Gencin biri emirliklere, körfez ülkelerinden birine çalışmaya gitmiş. Tam 4 yıl. Gittiğinde çok fakirmiş, ama çok geçmeden zenginleşmiş.

Babası çok düzgün adamdı, imamdı. Genç parasını biriktirdikten sonra babasına göndermiş ve demiş ‘’Baba, ben evlenmek istiyorum. Çok yıllarım gitti bir ailem olmadan. Şimdi tam zamanı ve senden benim için bir eş seçmeni istiyorum. Ve senden daha da ileri gidip evlilik anlaşmasını da benim yerime imzalamanı istiyorum. Geldiğim günü evlilik günü olmasını istiyorum ve onu önceden görmek istemiyorum.’’ Gencin babasına güveni bu kadar sonsuzdu.

Şüphesiz babası biliyordu ki, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vessellem) ‘’evlilikte eş için 4 sebep aranıyor’’ buyuruyorlar. ‘’Zenginlik, güzellik, soy ve din. Sen en iyisi dini güzel olanını seç.’’ Babası oğlu için çok dindar eş seçti, ama onun zahiri görünüşü pek te güzel değildi. Oğlu Mısıra hava alanına geldi. Onu karşıladılar ve karısının yanına götürdüler.

Karısı yüzünü örten bir hanımdı. Sonra karısıyla onu baş-başa bıraktılar. Karısı örtüyü kaldırdığı zaman genç şok oldu. O şok olmuştu! ‘’Bu babamın benim için seçtiği karım mı?! O güzel değil, O güzel değil’’, düşündü. Genç o kadar sarsılmıştı ki..’’Bunca yıldan sonra o kadar heyecanlı geldim, o kadar heyecanlı geldim ki!’’ O kadar sarsıldı ki, hemen yattı.

Gecenin son üçte birinde kocasının tepkisini anlayan karısı onu uyandırmaya çalıştı, ama genç itiraz etti. Karısı yine uyandırmaya çalıştı, genç yine itiraz etti ve bu defa karısı onu uyandırmak için onun üzerine su serpiştirdi. Genç uyandı ve karısı onunla konuşmaya başladı. ‘’Biliyorum ne kadar üzgünsün. Ve biliyorum ben güzel değilim,ama biliyormusun? Ben sırf bir sebepten dolayı evlenmek istiyordum. Ben Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi vessellem) ‘Allah gece ibadet etmek için uyanan ve eşini de uyandıran, uyanmazsa üzerine su serpiştirenlere merhamet etsin. Allah’ın rahmeti onların üzerine olsun’ hadisini yerine getirmek için evlenmek istiyordum.’’

Ve onun yerine getirmek istediği kısım buydu. ‘’Allah’ın (sübhane ve teala) rahmeti ve merhameti o kadın üzerine olsun ki, gece teheccüde kalkar ve eşini de kendisiyle beraber kılmak için uyandırır ve eğer kalkmazsa karısı onun üzerine su serpiştirer’’.

‘’Vallahi! Bana bu fırsatı verdiğin için sana çok minnettarım. Bu hadisi yerine getirmeği o kadar çok istiyordum ki. Güzel olmadığım için evlenemeyeceğim diye bir az ümitsizdim. Şimdi hadisi benimle birlikte tamamlar mısın? Kalkıp namazda bana imamlık yaparmısın? Benimle teheccüt kılar mısın?’’

Genç kalktı ve namazda imamlık yaptı. Müslüman kardeşlerim, bu adam Allah’a yemin ediyor ki, imamlık yaptığım teheccüt namazını bitirdikten sonra karıma baktığımda sanki dünyanın en güzel kadınına bakıyordum.

İşte böyle kardeşlerim, diziler ve filmler sizi aldatmasın. Aşk kalbe Allah için giriyor. Allah eşini sana sevdire bilir, ama sen ve eşin Allah’a itaat edin. Eşine namazda imamlık yap. Sana imamlık yapmak için gece onu uyandır. Onların şimdi Kur’an hafızı ve ilim sahibi torunları var ve yakında onlardan bazıları Ümmetin alimleri olmak üzreler.

Müslüman kardeşlerim! Allah’ın emirlerini test etmeyin. Eğer filmlerde denilen ‘’sonsuz mutluluk’’ istiyorsanız..Evlilik zor bir kurum. Sadece şu yetiyor ki, baş şeytan karı-koca arasını açan şeytanın başına taç koyuyor. Senin iyi bir hayat arkadaşına, ortağa ihtiyacın var. Ve aramalı olduğun özellik ‘’doğruluk’’ ve ‘’dindarlık’’. Eğer bunu yaparsan bu dünyanın en iyisini kazanırsın. Ve Allah’ın izniyle Cennette arınmış eşlerinizle olursunuz.

Kaynak: A True love story By Sh.Karim Abu Zaid, thedailyreminder
Yazar:
Ümmü Meryem
 

El-Ensari

Üye
Kullanıcı
Katılım
27 Mart 2021
Mesajlar
92
Beğeni
366
Şehitler Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine bahşettiği husûsî bir hayatla diridirler. “Rableri yanında rızıklanmaktadırlar” (Âl-i İmrân 3/169) ifadesinden anlaşıldığına göre Allah’a yakın bir mevkî elde etmişler ve orada akla hayâle gelmez cennet nimetleriyle ikram olunmaktadırlar. Ölümden sonra sâlihlerin rûhları cennetteki güzel makâmlarını görüp sevinir, kötülerin rûhları da cehennemdeki yerlerini görüp elem ve ızdırap duyarlar. Şehitler ise yüce makamlarını görmekle kalmaz, Allah katında dünyadaki insanların topladığı şeylerden çok daha kıymetli ve daha büyük nimetlere mazhar olurlar. Resûlullah (s.a.s.) bu hususta şöyle buyurur:

“Cennete giren hiçbir kimse, yeryüzündeki her şey kendisinin olsa dahî dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Sadece şehit, gördüğü ileri derecedeki itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister.”

Bir rivayette: “Şehitliğin faziletini gördüğü için” buyrulmuştur. (Buhârî, Cihâd 21; Müslim, İmâre 109)

Fahr-i Kâinat Efendimiz, diğer bir hadislerinde şöyle buyurmuştur:

“…Ümmetime ağır gelmeyecek olsaydı, hiçbir seriyyeden[1] geri kalmaz, hepsine katılırdım. Allah yolunda şehîd olmak, sonra diriltilip tekrar şehîd olmak yine diriltilip tekrar şehîd olmak isterdim.” (Buhârî, Îman 26; Müslim, İmâre 103, 107)

Âyet-i kerîmeden anlaşıldığına göre şehîdler hakkında konuşurken saygısız ifadeler kullanmamalı, onlardan hürmet ve ihtiramla bahsetmelidir.

Şehîdler, kendilerine lûtfedilen nimetlere sevindikleri gibi geride bıraktıkları mü’minler ve özellikle kendilerinden sonra şehîd olacak kişiler için de sevinir ve bunu onlara müjdelemek isterler. Çünkü kendileri gibi onlar için de hiçbir korku ve hüzün olmadığını ve onlara da muazzam nimetler lûtfedileceğini öğrenmiş, Allah’ın mü’minlerin ecrini eksiksiz verdiğini ayan beyân görmüşlerdir. Şehitler öylesine büyük bir fedâkârlık rûhu taşımaktadırlar ki, kardeşlerinin iyiliğine, kendi iyiliklerinden önce sevinmektedirler.

Câbir b. Abdullah (r.a.) şöyle anlatır:

“Bir defâsında ben üzüntülü bir haldeyken Resûlullah (s.a.s.)’le karşılaşmıştık. Bana:

«–Seni niye böyle üzgün görüyorum?» buyurdu.

«–Babam Uhud’da şehîd düştü. Geriye bakıma muhtaç kalabalık bir âile ve bir hayli de borç bıraktı” dedim.[2] Bunun üzerine Efendimiz (s.a.s.):

«–Allah’ın babanı nasıl karşıladığını sana müjdeleyeyim mi?» buyurdu. Ben: «Evet!» deyince şöyle devam etti:

«–Allah, hiç kimseyle yüz yüze konuşmaz, dâimâ perde arkasından konuşur. Ancak, babanı diriltti ve onunla perdesiz yüz yüze konuştu:

“–Ey kulum, benden ne dilersen iste, vereyim!” buyurdu. Baban:

“–Ey Rabbim, beni dirilt, senin yolunda tekrar şehîd olayım!” dedi.

Allah Teâlâ:

“–Ama ben daha önce, «Ölenler artık dünyaya geri dönmeyecekler!» diye hükmettim” buyurdu. (Tirmizî, Tefsir 3/3010)

Baban da:

“–Ey Rabbim, öyleyse benim hâlimi arkamda kalanlara bildir!” dedi. Bu talep üzerine şu âyet-i kerîmeler nâzil oldu…»

Daha sonra Resûlullah (s.a.s.) şehîdlerle ilgili olan bu âyet-i kerîmeleri tilâvet buyurdu. (İbn Mâce, Mukaddime 13/190)

Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Uhud’da kardeşleriniz isabet alıp şehîd edilince Allah Tealâ onların ruhlarını alıp yeşil kuşlar hâline getirdi. Şehîdlerin rûhları cennet nehirlerine gelir, cennet meyvelerinden yer ve arşın gölgesindeki altundan kandillere gelirler. Şehîdler yeme-içmelerinin hoşluğunu, gezdikleri ve kaldıkları yerlerin güzelliğini görünce:

«–Cihaddan ayrı kalmamaları ve savaştan korkmamaları için, bizim cennette hayatta olup türlü nimetlerle rızıklandığımızı kardeşlerimize kim ulaştıracak?» dediler. Her türlü noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah Tealâ:

«–Ben bunu sizin adınıza onlara haber veririm» buyurdu ve bu âyet-i kerîmeleri Rasûlü’ne indirdi.” (Ebû Dâvûd, Cihâd 25/2520; Müslim, İmâret 121)

Buradan anlaşıldığına göre müslümanlar, kardeşlerinin iyiliğine kendi iyiliklerinden daha çok sevinmelidirler. Zira öncelikle şehîdlerin, kardeşlerine ihsân edilen nimetler sebebiyle sevindikleri bildirilmiştir.

Mustafa şahin

Mevlam şehitlerimizin makamlarını ali eylesin aile ve efradına sabırlar versin bizlerede şehit kanlarıyla sulanmış bu mübarek vatan topraklarında birlik ve beraberlik içinde yaşamayı ve yaşatmayı nasip ve ihsan eylesin inşallah...
Âmin inşallah
 
Üst