Hiç okunmayacağını biliyorum ama yine de tez konum olduğu için bir-iki şey söylemek istedim ve bu güzel keşifle ilgili ufak bir değerlendirme yaptım; burada kalsın okunmasa bile arşivlenmiş olur; ben çünkü haberi ilk gördüğümde okumadım ve direkt "Aaa, Hermes!" dedim.
Gelin nedenlerini anlatayım:
Hermes Kriophoros Geleneği Bağlamında İznik’teki “Çoban İsa” Betimlemesi Üzerine Bir Değerlendirme
İznik'te (antik Nikaia) Hisardere nekropolünde ortaya çıkarılan ve basında “Çoban İsa” olarak duyurulan yeni figür, erken Hristiyan ikonografisinin kökenlerini yeniden tartışmaya açarken, aynı zamanda pagan dünyanın çok daha eski bir görsel geleneğinin izlerini de taşıdığını göstermektedir. Özellikle Hermes’in Kriophoros (“Koç Taşıyan”) epitetiyle temsil edilen ikonografik tip, bu bulgunun anlaşılması için hem mitolojik hem de ikonografik düzlemde merkezi bir öneme sahiptir.
Hermes Kriophoros geleneği, Arkaik Dönem’den itibaren Hermes’in en karakteristik tasvir biçimlerinden biridir. Tanrı, omuzlarında bir koç taşırken betimlenir; fakat bu sahne yalnızca pastoral bir yaşamın temsili değildir. Kriophoros figürü, kökeninde koruma, arındırma, kötülüğün şehirden uzaklaştırılması ve topluluğun refahının sağlanması anlamlarını barındırır. Pausanias’ın Tanagra’daki Hermes Kriophoros kültünü anlatırken değindiği arınma alayları, Hermes’in bu kimliğinin toplumsal ritüellerdeki somut karşılıklarını oluşturur. Bu nedenle omzunda koç taşıyan genç erkek figürü, antik Akdeniz görsel kültüründe yalnızca pastoral değil, apotropaik bir semboldür.
Hermes’in pastoral ve sürü koruyucu kimliği mitolojik anlatılarda da güçlü biçimde tesis edilmiştir. Homerik Hymnos 4, Hermes’e Adanan İlahi, bu konuda anahtar niteliktedir. Hymnos’ta bebek Hermes, Apollon’un sürülerini çalar; olay Zeus’un huzurunda çözümlenir ve Hermes’in zeka ve kurnazlığı tanrılar tarafından takdir edilir. Bu anlatının sonunda Zeus, Hermes’e yeryüzündeki tüm hayvanların idaresi ve sürülerin gözetimi konusunda bir yetke verir. Ayrıca Hermes’in Apollon’la yaptığı pazarlık sonucunda, Apollon ona çobanlık alametlerini ve sürü gütmeye dair sembolik nitelikleri devreder. Böylece Hermes, yalnızca haberci tanrı değil, aynı zamanda hayvanların koruyucusu, sürülerin yöneticisi ve pastoral düzenin bekçisi olarak tanımlanır. Bu mitolojik çerçeve, Kriophoros ikonografisinin dinsel anlamını pekiştirir.
Fatma Aytekin'in ilgili makalesinde de tartışıldığı üzere, (makale dergipark'ta var) omzunda koç/kuzu taşıyan figür insanlık tarihinin en eski ikonografik motiflerinden biridir ve kültürler arası aktarım için “nötr” kabul edilen bir formdur. Bu nedenle Erken Hristiyan ikonografisinde aynı tipin yeniden ortaya çıkması şaşırtıcı değildir. Roma mezarlarında 3. yüzyıl “İyi Çoban” tasvirleri, Hermes Kriophoros geleneğinin neredeyse biçimsel bir devamıdır: Genç erkek figürü, omzunda kuzu, pastoral-didaktik bir sahne ve koruyucu bir anlam yükü. Hristiyan sanatında bu motif teolojik bir bağlama oturmuş, fakat pagan ikonografisinden devralınan temel görsel yapı korunmuştur. Bu tür bir ikonografik adaptasyon, erken Hristiyanlığın kendisini gizleme ve yayılma dönemlerinde yaygın bir yöntemdir. Pagan motifler, yeni inancın içerikleriyle yeniden anlamlandırılmıştır.
Bu bağlamda İznik'teki buluntu, Hermes Kriophoros: “İyi Çoban”; Çoban İsa ikonografik çizgisinin Anadolu’daki somut bir halkasını temsil ediyor olabilir. Nikaia, Hermes kültünün Roma döneminde belgelenmiş olduğu bir bölgedir; ticaret yolları üzerinde yer alması Hermes’in “yol gösterici ve koruyucu” kimliğini bölgesel olarak daha da görünür kılmıştır. Bu nedenle pastoral-koruyucu bir figürün İznik’te ortaya çıkması, bölgenin geçmiş dini-toplumsal bağlamıyla uyumludur.
Buluntudaki figürün:
omzunda kuzu taşıması, genç ve idealize edilmiş bir erkek formuna sahip olması, pastoral ve koruyucu bir sahne sunması, kompozisyonun erken Hristiyan ikonografisiyle örtüşmesi, aynı zamanda Hermes Kriophoros tipinin neredeyse bütün biçimsel özelliklerini taşıması gibi unsurlar dikkate alındığında, bu betimin ikonografik köklerinin Hermes olduğu rahatlıkla söylenebilir. Figür ister İsa, ister erken dönem bir aziz, isterse sembolik bir çoban olarak tanımlansın; taşıdığı kültürel miras açısından Hermes Kriophoros’un devamıdır. Hermes’in Homerik Hymnos 4’te kazandığı sürü kontrolü yetkisi, pastoral alametlerin Apollon’dan devralınması ve şehirleri kötülüklerden koruyan Kriophoros kimliği, bu ikonografinin mitolojik temelini oluşturur. Hristiyanlık ise bu biçimi yeni bir teolojik çerçeveyle doldurmuştur.
Sonuç olarak İznik’teki figür, Hellenistik-Roma pagan ikonografisinin Hristiyanlık tarafından dönüştürülerek devralındığı sürekliliğin Anadolu’daki güçlü bir göstergesidir. Bu buluntu, Hermes Kriophoros geleneğinin yalnızca mitolojik ve ritüel düzlemde değil, görsel hafıza ve anlam aktarımı bağlamında da uzun ömürlü olduğunu kanıtlamakta; aynı zamanda erken Hristiyan ikonografisinin kökenlerini çok daha geniş bir kültürel arka plana yerleştirmektedir.
Yazar: Emre Poyraz ( İ.Ü. Eski Yunan Dili ve Edebiyatı)