• Hoş Geldin Ya Şehr-î Ramazan

Işıklar içinde uyu...

Lacivert24

Extra/Dini Konular
Admin
Katılım
20 Ocak 2013
Mesajlar
8,285
Beğeni
23,738
Puanları
113
Konum
Erzincan
IŞIKLAR İÇİNDE UYU CÜMLESİNİ İÇİMİZDE KİMLER KULLANIYOR ONLARIN KİM OLDUĞUNU ŞİMDİ ÖĞRENELİM.
Bu cümle ne anlama geliyor biliyormusunuz.? LUSİFER, kabalacılara yani masonlara göre ışık getiren tanrıdır ama orjinalde iblis'in ta kendisidir.

Lusiferciler birbirlerine ışık kardeşleri derler ve içlerinden biri öldüğünde " Işıklar içinde uyu " derler.

Ölüm, Allah’ın emri.
Ölen kişinin cenazesini usulünce kaldırmak, bu esnada ve sonrasında onu iyi dileklerle anmak da geride kalanlara düşüyor.
İslamiyet’te vefat edenlerin ardından, “Allah rahmet eylesin” demek, bir dinî vecibe ve gelenek.
Rahmet dilemek; yani vefat eden kişiyi hatasıyla, sevabıyla artık ve yalnız Allah’ın sonsuz merhametine tevdi etmek. Bu, bildiğimiz, asırlardır alışılmış anma biçimi olsa da son yıllarda kimi ölümlerin ardından “ışıklar içinde uyusun” dileği de duyulmaya başladı.
6673e51f28f9e945__w1200xh704.jpg

İslam hariç, pek çok dinde yaygın bir dilek
Bir vefatın ardından, genellikle ölen kişinin inançsal / ideolojik duruşu ve sosyal çevresiyle de bağlantılıymış gibi görünen / gösterilmeye çalışılan bu temenni ortalığı kaplayıveriyor, özellikle de sosyal medyada. Peki, bu “ışıklar” mevzuu ne zamanlar ve nerelerden geliyor, hangi inançsal köklerden besleniyor?
Dinler tarihi ve antropoloji kaynakları, toplumların / inançların ölüm karşısındaki tutumlarına ilişkin sayısız bilgi ve gözlemi günümüze taşıyor. Dünyada her din ya da mezhebin kendince bir cenaze ritüeli var.
Ölümün ilk anı ve takip eden yıllardaki anmalarda, bugün Türkiye’de de yeni yeni görülen “ışıklar içinde uyusun” dileğinin tarihi ise oldukça eski devirlere kadar gidiyor. Gerek eski çağ dinlerinde, gerekse Yahudilik ve Hıristiyanlık’ta ışık teması hep var olmuştu. Ölü için yapılan dualarda ya bugünkü gibi “ışıklar” kelime olarak aynen kullanılıyor ya da bunun yerini tutacak, “aydınlıkta uyu / parlaklarda kal / ışık seninle olsun” gibi versiyonları bulunuyordu.
6673e528ee0b1643__w1200xh797.jpg

Eski Mısır’da “ışıklar” için meşaleler vardı
Firavunların tanrı kabul edildiği Mısır’ın inanç dünyasında, ölüm sonrası için kapsamlı hazırlıklar vardı. Piramitler; bu hazırlığın en görünür, kapsamlı ve devasa örnekleriydi. Öteki dünyayı, cehennemi “karanlık” olarak tasavvur eden birçok eski din gibi, Mısır’da da aynı inanç hâkimdi. Bu nedenle de firavunların gömüldükleri bölümlerde, kamışlardan yapılmış meşaleler yakılırdı. Rahiplerin, belli tarihlerde piramidin içine girip yaptıkları törenlerde, bu aydınlatma mekanizması kullanılırdı. Burada okunan dualar arasında, öte dünyanın karanlıklarına karşı ışık isteği de vardı. Oluşan is ve duman, geliştirilen bazı tekniklerle dışarı çekilirdi. Böylece firavunlar belirli aralıklar da olsa “ışıklar içinde uyurdu.”
Eski Mısır üzerine “Başkalarının Masalları” isimli bir portalı yöneten Margaret Lucy Patterson’ın, “Eski Mısır Ritüelinde Yapay Işık” başlıklı yazısında anlattığına göre, “çocuk firavun” Tutankhamun’un mezarında da kap şeklinde, yağlı ketenden lambalar gerekli ışığı sağlamaktaydı. Lambalar belli aralıklarla değiştirilmekteydi.
Ayrıca, Mısır’daki normal cenaze törenleri de genellikle akşamüstüne doğru yapılıyor, mezarın etrafına, yağa batırılmış ketenlerden oluşan meşaleler bırakılıyordu. Eski Mısır’da ölümle ışık arasında bu kadar yoğun bir irtibat kurulmasının temelinde ise dönemin en büyük tanrılarından biri kabul edilen Ra’nın “Güneş Tanrısı” olmasının da etkisi vardı. Hemen her ışık kaynağı Ra’dan bir parça gibi düşünülüyordu.
6673de41ae346358__w1200xh1249.jpg

Katolik Dinlenme Duası: “Üzerinde ışıklar parlasın”
Yahudilikte çok eski çağlardan beri ölülerin arkasından okunan bir ilahide de “Yükseklerdeki tanrı ölen kişiye parlaklıklar sunsun.” denilmekteydi. Hıristiyanlığın özellikle Katolik mezhebindeki cenaze törenlerinde önce kilisede, sonra da mezarlıkta – günümüzde de - okunan Ebedi Dinlenme Duası’nda ise “Onlara sonsuz huzur ver, üzerlerinde daimi ışık parlasın.” ibareleri yer almakta.
6673de47815d0146__w1200xh716.jpg

Anmalarda mezara bırakılan mumlar
History’de, Ivan Roman tarafından 18 Ekim 2023’te kaleme alınan “Eski Gelenekler Nasıl Küresel Tatile Dönüştü?” başlıklı yazıda da günümüzde Yahudilik ve Hıristiyanlıkta ölen kişileri anmalarda sıklıkla görülen mum dikmenin, yine antik çağlardan kalma bir gelenek olduğu anlatılmaktaydı. Eski dinlerin kimi cenaze törenlerinde, ölen kişi toprağa gömüldükten sonra mezarın yüzeydeki kısmına su, yiyecek ve yanan mum konulurdu. Toprağı da ekleyince mezarın, insana hayattayken gerekli unsurları öteki taraf için de sağladığı düşünülürdü. Mezar ziyaretlerinde mum dikilmesi de yine aynı inanışla yerleşmişti.
6673de4c5cd1d379__w1200xh893.jpg

Budist mantralarındaki “aydınlık”
Yaklaşık 300 bin tanrısı bulunan Hinduizm’de, “en kıdemli tanrılar”dan biri olan ve günümüzdeki yoga ritüllerinde de adı geçen Narayana’ya ithaf edilen bir ölüm ilahisinde de “ışıklar” yer almaktaydı. Hindu rahip, ölen kişi adına bu tanrıya, “Varlığında aydınlığı, ışığı ve büyük sevinçleri bulduğum yüce varlık.” diye seslenirdi.
Hinduizm’de olduğu gibi Budizm’de de ölenlerin ardından mantra (şiir-ilahi) söylemek bir gelenekti. Bu mantraların birinde, “Diriler ve ölüler tam bir aydınlanma içinde yaşarlar.” denilmekteydi. Çok uzun asırlardır bilinen Tibet Ölüm Duası’sında ise “Senin ışığının gücüyle huzurlu bir şekilde ölebilir miyim?” yakarışına yer verilmekteydi. Bütün bu ilahiler günümüzde de okunmakta.
Bu arada, yine son yıllarda sıkça kullanıma giren, “Toprağı bol olsun” ibaresi de bir Şaman geleneğinden kaynaklanmakta. Şamanizm’in hâkim olduğu coğrafyalarda, eski asırlarda devlet başkanları kıymetli eşyalarla gömülürdü. Bu durum ise sık sık mezar soygunlarına yol açmaktaydı.
Bunun üzerine zamanla daha çok toprakla daha da büyük koruganlar (höyükler) yapılmaya başlanmış, bu da ölen kişinin daha muteber biri olduğu kabulüne yol açmıştı. İşte, “Toprağı bol olsun” temennisi böylece, ölen kişinin itibarlı bir şekilde öldüğüne işaret eden bir dilek haline gelmişti.
Hatta mezar ziyaretine gidenler, bu itibarı daha da arttırmak için kovalarla toprak götürüp, höyüğün üstüne dökerlerdi. Bu ibare Osmanlılarda ise ölen gayrimüslimler için kullanılmaktaydı.
6673de52e7107825__w1200xh646.jpg

İslamiyet’te vefat edenlerin ardından yapılan dua
İslam inancında ise ölümün çok farklı bir boyut olduğu, bu kaçınılmaz akıbette, dünyadaki anlayışların, yaklaşımların bir anlamı olamayacağı ilkesi hâkim olmuştu. Bu nedenle de vefat edenler için mezara herhangi bir obje vb. koyma anlayışı İslam’da – nadir çizgi dışı örnekler dışında – görülmemişti.
İslamiyet’te ölen kişi için tek gerekenin, Allah’ın rahmeti, merhameti olduğu dualarla da ortaya konulmuştu. Bu çerçevede, dinimizde klasik cenaze dualarından biri şöyle: “Allah’ım bizim dirilerimizi, ölülerimizi affet. Bizleri İslâm üzere yaşat, iman üzere öldür. Bilhassa bu mevtayı kolaylığa, rahatlığa, mağfirete, rızana erdir. Senin şanın yücedir. Senden başka ilah yoktur. Ölenlerimizi de, kalanlarımızı da bağışla.”
6673de5897454688__w1200xh782.jpg

6673de5c432a0693__w1200xh814.jpg
 

Dedektif

Vip Üye
Katılım
3 Haziran 2015
Mesajlar
741
Beğeni
898
Puanları
93
Ustam,cahiliye dönemi sonuçta,
Kabrin nurla dolsun diyememişler 😄 infak kavramı da olmadığından şahsi eşya ve hediye koyup durmuşlar...
Müslüman olarak bu mezarları yağmalamak ile ilgili makaleler var mıdır? Sadece yaşam yeri ve kasa mı bakılmalı ?
 

serkan4545

Kullanıcı
Katılım
23 Temmuz 2025
Mesajlar
44
Beğeni
91
Puanları
18
günümüzde ışıklar içinde uyusun diyenlerin islamdan uzak olduğu görünmekte..cenazesi camiden kalkanlara ise müslüman biriyse rahmet olsun diyoruz,,,kimsenin iç alemini bilmediğimiz için...rabbimizin azap edeceği birine rahmet istemek uygun olmazdı,,,,,
 

Necat.

Emektar
Forum Düzeni
Admin
Katılım
26 Mart 2018
Mesajlar
4,068
Beğeni
13,101
Puanları
113
Konum
Ankara
Ellerine sağlık ustam güzel bir yazı olmuş. Aslında nur içinde yatsınla aynı anlamdadır, nur kelimesini kullanmayı istemedikleri için kendilerince değiştirmişler. Işık hep iyi karanlık hep kötüyü çağrıştırdığı için söylediğiniz gibi çok eskilerden beri iyi-ışık bağlantısı kurulmuş.
 

Kader25

Nasip olursa olur..!
Admin
Katılım
13 Nisan 2016
Mesajlar
5,267
Beğeni
18,709
Puanları
113
Konum
Dünya küçük bir köy
Bu İngiliz gavuru heryerde aynı taktikleri uygulamıştır.
Önce bir milletin dilini bozarlar
Sonra da dinini bozarlar.
Bu tuzaktan kurtulan da olmamıştır.

Kabrin aydınlık yada karanlık olması hakikaten mühim mıdır?
Evet, hemi de çok mühimdir.
Kabri aydınlık olanın ahireti de aydınlık olur.

Işık bize yetmez.
Bize nur lazım.
Her nurda ışık vardır amma
Işıkta nur yoktur.
Işık sadece zahirdir.
Nur ise hem zahir hem manevidir.
Bu nedenle mevta icin;
Kabri nurlu
Mekanı cennet olsun.
Duasını yaparız.

Farz değil, vacip değil.
Amma doğru şekli budur.
Işıklar içinde uyusun diyen de gavur olmaz.

Müziğe yeni bir nota eklense enstrümanlar çöp olur.
Bunun gibi.
Değişim iyidir
Amma herseyde değişim.olmaz.
 

babacan3441

Kullanıcı
Katılım
22 Kasım 2025
Mesajlar
21
Beğeni
35
Puanları
13
günümüzde ışıklar içinde uyusun diyenlerin islamdan uzak olduğu görünmekte..cenazesi camiden kalkanlara ise müslüman biriyse rahmet olsun diyoruz,,,kimsenin iç alemini bilmediğimiz için...rabbimizin azap edeceği birine rahmet istemek uygun olmazdı,,,,,
ışık içinde uyumak rahmet okumak ile aynıdır.kişi cenazesi illa camiden kalkınca müslüman iyi insan kapısından kaldırılınca kötü insan gibi kavramlar son derece tehlikelidir.İslama yakınlık veya uzaklık Allah ile kul arasındaki gözle görülemeyen bir durumdur.ışık Kur'an a göre nurun yansımasıdır."Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir '' lamba nur mudur değildir ışıktır.pek çok ayette nur ile aydınlanmak geçer.nurlu insan tasvirleri eski tüm inanışlarda geçmesi eski mitolojik yapılardan tutun tüm semavi dinlerde geçerlidir.Nur aydınlanma ışık temiz gösterme varlığını hissetirmesidir.Bir uygulamanın eski dinlerden gelen bir uygulama ile devam etmesi islam ile zıt bir durum olmaması söz konusudur.Yüce yaradan hepimize vermiş olduğu nuru ile aydınlatsın temizlesin.Önemli olan kişinin nefsini terbiye edebilmesidir.Genel bir yorum yazmak istedim sana denk geldi ustam selametle..
 

Necat.

Emektar
Forum Düzeni
Admin
Katılım
26 Mart 2018
Mesajlar
4,068
Beğeni
13,101
Puanları
113
Konum
Ankara
günümüzde ışıklar içinde uyusun diyenlerin islamdan uzak olduğu görünmekte..cenazesi camiden kalkanlara ise müslüman biriyse rahmet olsun diyoruz,,,kimsenin iç alemini bilmediğimiz için...rabbimizin azap edeceği birine rahmet istemek uygun olmazdı,,,,,
Kimin islamdan uzak olduğunu kimse bilemez. İç alemini bilmediğiniz birine de rahmet isteyip istememek kendi kişiliğinizle alakalıdır. Ayrıca biz rahmet isterken vefat edene istiyoruz, ışıklar içinde uyu diyene değil.
 

serkan4545

Kullanıcı
Katılım
23 Temmuz 2025
Mesajlar
44
Beğeni
91
Puanları
18
rahmet istediğimiz kişinin rabbimizin istediği gibi yaşaması önemlidir...demek istedim...
 

MURATS44

Kullanıcı
Katılım
16 Mart 2013
Mesajlar
250
Beğeni
73
Puanları
28
Güzel ve değerli bir konu. İslam hariç bütün dinlerde var ama ülkemizdeki islam düşmanları da kullanmaya başladı. Dillerinden "Nur" kelimesini çıkaramadıkları için akıllarınca böyle bir çıkış bulmuşlar.
Ölülere “uyu” denmez,
“yat” denir.
Çünkü Türkçede ölüm, uyku değil son istirahattir.

“Işıklar İçinde Uyu” İfadesi Neden Yanlıştır?​

Türkçede Ölüm Dili Üzerine Anlamsal ve Kültürel Bir İnceleme​

Dil, yalnızca kelimelerden oluşan bir iletişim aracı değil; aynı zamanda bir toplumun kültürel hafızasını, inanç sistemini ve değer dünyasını yansıtan canlı bir yapıdır. Bu nedenle özellikle ölüm gibi hassas ve kutsal kabul edilen alanlarda kullanılan ifadeler, dilbilimsel olduğu kadar kültürel bir titizlik de gerektirir.

Son yıllarda sosyal medyada ve gündelik kullanımda sıkça karşılaşılan “ışıklar içinde uyu” ifadesi, niyeti iyi olsa da Türkçenin yerleşik anlam dünyası açısından yanlış bir kullanımdır.

Türkçede Ölüm ve Fiil Seçimi​

Türkçede fiiller, yalnızca bir eylemi değil, o eylemin zamanını, sürekliliğini ve geri dönüşlülüğünü de ifade eder.
  • Uyumak:
    • Geçici bir durumdur
    • Geri dönüşlüdür
    • Yaşayan varlıklar için kullanılır
  • Yatmak:
    • Uzun süreli veya kalıcı durumu ifade edebilir
    • Mezarla ve istirahatle ilişkilidir
    • Ölüm bağlamında yerleşik bir kullanıma sahiptir
Bu nedenle Türkçede ölüm sonrası durum için “uyumak” fiili anlamsal olarak uygun değildir.

Yerleşik ve Doğru Kullanım: “Işıklar İçinde Yat”​

Türk dil geleneğinde vefat eden kişiler için kullanılan doğru ve kabul görmüş ifade:
“Işıklar içinde yat”
Bu kalıp:
  • Kültürel hafızada yerleşmiştir
  • Anlamsal olarak ölüm bağlamına uygundur
  • Saygı ve temenni içerir
Benzer şekilde:
  • Nur içinde yat
  • Mekânı cennet olsun
  • Ruhu şad olsun
ifadeleri de hem dilsel hem kültürel açıdan doğrudur.

“Uyu” İfadesinin Kültürel Sorunu​

“Işıklar içinde uyu” ifadesi, modern dönemde ortaya çıkmış ve özellikle dijital mecralarda yaygınlaşmıştır. Bu yaygınlaşmanın temel nedenleri arasında:
  • Ölümü yumuşatma isteği
  • Duygusal ifadeyi artırma çabası
  • Günlük dildeki metaforların yanlış genellenmesi
yer alır.
Ancak Türkçede ölüm, uyku metaforu üzerinden sürekli bir hâl olarak anlatılmaz. Uyku geçicidir; ölüm ise kalıcıdır. Bu nedenle iki kavramın dilsel olarak eşleştirilmesi anlam kaymasına yol açar.

Dini ve Edebi Metinlerde Kullanım​

İslamî metinlerde, klasik Türk edebiyatında ve Osmanlıca kaynaklarda ölüm için:
  • “Vefat etti”
  • “Hakka yürüdü”
  • “İstirahatgâhına çekildi”
  • “Yatmaktadır”
gibi ifadeler yer alırken, “uyudu” fiiline rastlanmaz.
Bu da “ışıklar içinde uyu” ifadesinin geleneksel ve metinsel bir dayanağı olmadığını gösterir.
 
Üst Alt