Mıknatıs Kullanımının Arama-bulmaya Etkileri Üzerine Bir Söyleşi

Sinann

üye
Kullanıcı
Katılım
5 Ocak 2021
Mesajlar
2
Beğeni
6
Mıknatıs kullanımının arama-bulmaya etkileri üzerine bir söyleşi

Yeraltındaki boşluk, su mineral ve madenlerin tespitinde çok çeşitli çisimler kullanıldığı herkesçe malumdur. Demir, bakır, pirinç, alüminyum, gümüş alaşımlı çubuklar en sık kullanılanlar diyebiliriz. Arama-bulma çalışması yapan kişi meziyetine en uygun cismi seçtiği gibi bazı ilave takviyeler de kullandığını önceki yazılarımızda işlediğimiz için kısa geçelim ve ilave takviye olarak kullanılan mıknatısı yakından tanıyalım ve nasıl bir “fayda” sağlaya bilirliği üzerine hep birlikte fikir jimnastiği yapalım.
Önce tanım:
Mıknatıs:
özgül ağırlığı 2.7 gr/cm³ olan, manyetik alan üreten nesne veya malzemedir.
Demir, çelik, nikel, kobalt ve saydığımız bu maddelerden yapılan bütün maddeler mıknatıs tarafından çekilirler.
Tahta, cam, su, hava, kağıt, deri, alüminyum, gümüş, lastik, bakır, çinko, tebeşir gibi maddeler mıknatıs tarafından çekilmezler.
Mıknatıs çeşitleri :
Doğal mıknatıs:
Siyah veya siyahımtırak taş veya kaya benzeri şekilde doğal halde bulunurlar.
Yapay mıknatıslar: Daha önce mıknatıs özelliği olmayan bir madde iken, çeşitli müdahaleler ile mıknatıs özelliği gösteren maddelerdir. Örnek; Su katılarak çelikten yapılan mıknatıslar, Kobalt, nikel ve alüminyum karşımı bir madde olan “alnico” dan yapılan mıknatıslar.
Elektromıknatıs: Çelik ya da demir, bir maddeye elektrik akımını geçiren bir tel sarılarak mıknatıs özelliği kazandırılan mıknatıs türü ise, elektromıknatıs adını alır.
Özellikleri:
Mıknatısların uçları çekme ve itme özelliği gösterirler. Mıknatıstık etkisinin en şiddetli olduğu bu uçlara kutup adı verilir. Bir mıknatısın şekli nasıl olursa olsun iki kutbu bulunur. Kuzey (N) – Güney (S)
Elektrik yüklerinde olduğu gibi, mıknatıslarında aynı kutupları birbirini iter, zıt kutupları ise birbirini çeker.
Mıknatısın magnetik alanı içine konulan demir parçaları geçici olarak mıknatıslık özelliği kazanır. Şekilde(1) demir parçasına mıknatısın S kutbu yaklaştırılırsa, demirin S ye yakın olan kısmı N, diğer tarafı ise S kutbu olur.
Bir mıknatıs demir çubuğun orta kısmına şekildeki gibi yaklaştırılırsa, demir çubuğun uç kısımları N, orta kısımları ise S kutbu olacak şekilde etki ile mıknatıslanır.(2)
Yerin magmatik alanının olduğu deneylerle tespit edilmiştir. Dünya, sanki kuzey yarı kürede S, güney yarı kürede N kutbu bulunan bir çubuk mıknatıs varmış gibi davranır. Magmatik kuzey ve güney kutup ile coğrafi kuzey ve güney kutup tam çakışmıyor. Belli küçük bir açı kadar sapma gösteriyor.
Ağırlık merkezinden asılmış bir çubuk mıknatıs, bulunduğu yerden geçen dünyanın çevresindeki magmatik alan kuvvet çizgilerine teğet olmak zorundadır. Bu nedenle ağırlık merkezinden asılmış bir çubuk mıknatısın N kutbu magnetik kuzeyi, S kutbu ise magnetik güneyi gösterir.
Kuzey yarı kürede, ağırlık merkezinden asılan bir çubuk mıknatıs veya pusula iğnesinin N kutbu, güney yarı kürede ise S kutbu aşağı eğilir. Ekvatorda yere paralel, kutuplarda ise yere dik konuma gelir. (kaynak 1)


Evet. İlim, mıknatısın en olduğunu, özelliklerini tanımlamış. Bizde İşimize yarıyacak tanımları çok kısa da olsa not aldıysak, şöyle oturup bir düşünelim. Biz bu mıknatısın hangi özelliğinden faydalanabiliriz. Oluşturduğu mağnetik alandan mı? Çekim gücünden mi? Hangi özelliği arama-bulmaya etki eder ve nasıl kullanacağız?
Mıknatısın büyüklüğü ve kalitesi, oluşturduğu mağnetik alan ve çekim gücü ile doğru orantılı olduğu bildiğimize göre(elektromıknatıs hariç) işimize en çok yarayacak Neodymium; N42 veya N52 mıknatısı seçerek işe başlıyalım. (Çok önemli NOT: Bu mıknatıslar,Yüksek çekim gücü sebebiyle duyma sorunlarından, vücut hasarlarına, işitme cihazlarından , kalp piline kadar birçok elektronik aletin bozulmasına sebep olabilirler.)
Şimdi. Oluşturduğu mağnetik alan ve çekim gücünden faydalanacaksak o zaman etkisini daha da çok arttırmak için, demir, çelik veya nikel den yapılmış olan çubukları seçmeliyiz. Monte etmeden önce mıknatısı çubuklara sürttürerek etki alanını genişletebiliriz. (kaynak1)
Peki bu mıknatısı nasıl kullanacağız?
a).Kullandığımız çubukların üstüne monte ederek,
b).Yatak diye tabir edilen çubukların içinde rahat hareket edebildiği haznenin içine koyarak,
c). Elimizde(avucumuzda) tutarak,
d). Toprağın üstüne koyarak veya az altına gömerek.

a). Üstüne monte ederek. Şekilde de görüleceği üzere 2 türlü monte edebiliriz. Kutuplar sağımızda ve solumuzda kalacak şekilde veya kutuplar ileri-geri olacak şekilde.
Uygulama nasıl olacak dersek; çubuklar demir veya çelik olduğu için mıknatısı yukarıdaki şekle göre yerleştiririz.(kendiliğinden yapışırlar zaten.) Ancak yapıştırılan yer çok önemlidir. Örnek vermek gerekirse: el kundak sız çubuk kullanılıyor ve mıknatıs en uç noktaya yapıştırılırsa, ağırlık, denge mefhumunu bozacağı için rahat kullanılamayacaktır. Bu yüzden yataklanmış (el kundaklı) çubuklar kullanılması önerilir. (şekil 2 A)
Peki, tek çubuğa mı yoksa ikisine birden mi monte edilecek? Diye de soralım ve cevaplayalım. Önce sağ elde tutulacak çubuğa, sonraları gerekirse her iki çubuğa da monte edilebilir.
b) El kundağının içine koyarak. (şekil 2 B)

Şekil nasıl yapılması gerektiği hakkında her şeyi anlatıyor. Fazla söze gerek yok. Akla gelebilecek ilk soru mıknatısın kutuplarının nereye bakacağıdır. Hadi diyelim (N) kutbu yukarı (S) kutbu aşağıya baktı.
c). Elimize alarak.
(b) şıkkından farkı, mıknatısı el kundağının içerisine koymuyoruz. Elimizde tutuyoruz. Meziyetimizin özelliğine göre; yani sağ ele veya sol ele veya her iki elimize tutarak diyelim kısaca.
d) Toprağın üstüne koyarak veya az altına gömerek.
Bu şıkkı biraz daha irdelemek gerekir diye düşündüğüm için şimdilik suskun kalalım ve diğer şıkların getirisi-götürüsü hakkında fikir terakkisinde bulunalım.
A ve B şıklarında ki uygulama amacımız eğer mıknatısın manyetik alanından faydalanmak ise; nasıl bir fayda göreceğiz? Çekim gücü desek; çektiği maden ve mineraller belli. Özellikle aranan sarıkızı, gümüşü çekmiyor veya bronz bir heykeli görmüyor. Bakır bir kaba tepki vermiyor. Haaa sen dersen ki, ben demir ve nikel gibi madenlerin çekimini almak istiyorum. O zaman öncelikle dünyanın manyetik alanından kurtulman lazım. Hoppala bu nereden çıktı? Diye düşünenler olabilir. Şekil 2 yi çok dikkatlice inceleyiniz. Gerçi işin erbabı hemen fark etti de biz yine de dilimiz döndüğünce açıklayalım.
Güçlü bir mıknatıs ile önce demir çubuğumuza sürtme yolu ile manyetik bir alan kazandırdık ve içinde rahatlıkla dönebileceği el kundağına ve mıknatısı da denge noktasına gelecek yerleştirdik. Değil mi? Evet dersek, sağ elimize veya sol elimize alalım ve birkaç saniye bekleyip ne olduğunu gözlemleyelim. Çubuk sağa-sola veya geriye doğru dönmeye başladı değil mi? Şaşırmayalım. Çok normal. Çünkü dünyanın manyetik alanına tepki veriyor. Eğer şekilde ki gibi yerleştirdiysek çubuğun ucu manyetik kuzeyi gösteriyor demektir. Kısaca bir pusula yaptık. İyi günlerde kullanın.
Evet yaa haklısın. Ben bu durumla karşılaşmamak için mıknatısı el kundağının içine yerleştirdim diyor isek; o zaman da şu sorular gelir aklımıza. Acaba mıknatısın çekim gücü çubuğun dönüşünü engellemez mi? Engellemesin diye arada epey bir boşluk bıraktım veya araya plastik bir parça koydum veya bu sorunu ortadan kaldırmak için ben bakır, gümüş veya alüminyum çubuk kullandım diyor isek; o zaman da aklımıza şu soru geliyor. Hani mıknatısın manyetik alanından faydalanacaktık? Bakır, gümüş, alüminyum çubuklar yine kendi bildiğini okuyacak ve mıknatısın etkisi olmayacak. Öyle değil mi? Bilemem. İşin uzmanları iş başına. Bir de gerçekleri sizin ağzınızdan dinleyelim.
Gelelim(c ) şıkkına.
Sağ veya sol elimize mıknatıs aldık da, bize bunun faydası ne acaba? Demir çubuk kullansak, mıknatıs çubuğa yapışacak. Bakır, pirinç gümüş gibi çubuk kullansak; manyetik alandan faydalanamıyoruz. Fazla uzatmayalım. Mıknatısın çubuklara olan etkisini yukarıda dilimiz döndüğünce ve kısaca anlatmaya çalıştık ve şu sonucu çıkardık diyebilir miyiz? Faydadan çok sıkıntı oluşturdu.
Diyor isek eğer, devam edelim.
Diğer yazılarımda sıkça işlediğim konuları burada da kısaca değinelim. Arama-bulma meziyetine sahip bazı kişiler; eline diyelim ki gümüş bir parça alır ve bu şekilde arama-bulma yapar. Ya elindeki gümüşe istinaden aradığını bulur veya gümüşü görmez. Bu konuları diğer yazılarımda geniş bir şekilde işlediğim için kısa kesiyorum. Ama konumuz mıknatıs olduğuna göre, azıcık genişletelim.
Kendimden örnek vereyim de tartışmaya yol açmayalım. Ben elime hangi madeni alır isem; çubuklar o madene hiç bir tepki vermezler. Basit mantıkla gidelim. Elime mıknatıs aldığıma göre, demek ki ben, yeraltındaki mıknatısa hiçbir tepki almamam gerekiyor. İyi de be kardeşim. Öyle bir anlatıyorsun ki, sanki memleketin her bir tarafı doğal mıknatıslarla dolu da sen bir avantaj kazandın. Yok öyle bir şey. Yine basit mantığı devreye sokalım. Mıknatısı oluşturan elementlere de çekim almamam gerekir(demir, bor, nikel vb). Hiç deneme yapmadım ama mantık buna hüküm ediyor.
Hep diyoruz ya mıknatıs, mıknatıs diye. Ne idi mıknatısın en büyük özelliği; oluşturduğu manyetik alan. Peki çubuklarla arama-bulmaya faydası dokundu mu? Öyle gözüküyor ki hayır.
Çubuklara faydası yok ama, bize var. Mı? Dersek eğer; o zaman hem geçmiş hem de günümüz ilmi ne diyor bakalım. (Bu kadar uzun yazıyı okumaya vaktim yok diyenler direk özet kısmına geçebilirler)
Önce geçmişe bir bakalım;
“Osmanlı tabiplerinden Osman Hayri Mürşid Efendi"den alınmıştır: Mıknatısı ezip süt ile içilse zehiri önler. Doğuramayan kadının sağ ayağının baş parmağına mıknatıs bağlasalar kolaylıkla doğurur. Bir parça mıknatısı boynunda taşıyan kimse unutmaz, hafızası kuvvetli olur. Makadından kan giden kimse, mıknatısı dövüp makadına sarsa kan akıntısı kesilir. Yanmış yere mıknatıs sarılsa çok iyi gelir. Mıknatısı dövüp eve serpilse o evde pire kalmaz, kaçıp kaybolurlar. Kan kocadan biri 6 gram mıknatısı ikiye bölüp, 3 gramını kendi üzerinde bulundurup diğer kısmını dövüp ezerek eşine yedirirse kendisinden katiyyen ayrılmaz. Tecrübe edilmiştir. Saralı bir miktar mıknatısı boynunda taşırsa sara tehlikesinden emin olur……..”(kaynak 2)
Şimdi de günümüz ilmine bir bakalım neler diyor;
“Her mekanda dolayısıyla tüm canlıların içindeki ve dışındaki tüm boşluklarda yüksek yada düşük birer manyetik alan mevcuttur. İnsan vücudu aslında her hücrenin kendine özgü elektrik devresi olduğu bir elektromanyetik makinedir ( Paulines, 2002). İnsan vücudundaki manyetik alan, biyoelektrik yüklerinin hareketinden meydana gelir…. Biyoelektrik oluşan herhangi bir bölgede mutlaka manyetik alan vardır. Dolayısıyla kalp, adale, sinir ve beyin gibi organlar belli bir manyetik alana sahiptir. İnsanı oluşturan maddelerin birbiriyle haberleşmek için kullandıkları manyetik alanın sinyalleri birbiriyle uyum içindedir. Bu sinyaller dünya manyetik alanı ile de uyum içindedir, (Widgery, 2002)….. İnsanın kendi iç manyetik alanı ile dünyanın oluşturduğu manyetik alan arasındaki uyumluluk çeşitli nedenlerden dolayı bozulabilmektedir. Bunun bir nedeni de insanın yaşadığı yerin manyetik alanının büyüklüğüdür.… Geceleyin dünya manyetik alanı hücresel oksijeni arttırır, uykuyu destekler, biyolojik iyileşmeyi desteklerken iltihaplanmayı azaltır, acıyı dindirir. Ama güneş doğduğunda beraberinde getirdiği pozitif manyetik alanı hücresel oksijeni azaltır, uyanıklığı destekler, biyolojik iyileşmeye engel olur ve acıyı arttırır….. Araştırmacıların insan tarafından yapılan elektromanyetik kirlilik veya smog olarak bilinen elektromanyetik alanın birikimli olduğunu ve genel keyifsizlik, boyunda sertlik, göğüs acısı, hafıza kaybı, baş ağrısı, kalp atışında ve kan kimyasında değişime uğratma, sindirim ve dolaşım sorunları oluşturabilmektedir. Elektro smog adı verilen teknolojinin beraberinde getirdiği elektromanyetik kirlenme, insan sağlığını tehdit eden ciddi unsurlardan birisidir…...(Kaynak 3)
Özetleyelim. Mürşid efendi geçmişte mıknatısın faydalarını ve nasıl kullanılması gerektiğini anlatmış. ALLAH (c.c) razı olsun. Belki ihtiyacı olan ve modern ilimden fayda göremeyenler uygulayabilirler. Bir şey diyemem ve yorum yapamam. ancak şunu söyleyebilirim. Bizim arama-bulmaya faydası yok.
Günümüz ilmi ise faydasından çok zararları üzerinde çalışmalarını yapmışlar. Bilgim dahilinde inceledim. Ama maalesef direk bir bağlantı kuramadım. Hani bir yazımda değinmiştim ya, “kan dolaşımının arama bulmaya etkisi incelenmesi gereken bir etmen” ona bile baktım. Bir bağlantı kuramadım. Haa. Bu benim zaafım olabilir. Çünkü Tıp eğitimi almadım. Genel bilgilerle ancak bu kadar derleme yapabildim. Hadi bakalım konunun uzmanları iş başına. Gerçeği sizden duyalım.
Şimdi bir soluk alalım ve yukarıda söz edilenleri bir daha düşünelim ve bir sonuç çıkarmaya çalışalım. Hadi ben biraz yardımcı olayım. Mıknatıs=manyetik alan. İster çubuğa yerleştirelim, ister elimizde tutalım, oluşan manyetik alandan faydalanamıyoruz. Üstüne üstlük bir de çok güçlü mıknatıs kullandığımız da ise sağlığımızı tehlikeye atıyoruz. Ben demiyorum. Uzmanlığım olmadığı için günümüz ilminin alıntılarından çıkardığım sonuç bu. Ama uzmanları daha farklı sonuçlar çıkartır. Onun bilmem.
Gelelim son şıkka. Yani;
d). Toprağın üstüne koyarak veya az altına gömerek.
Ne demiştik, Mıknatıs=manyetik alan. Bu aklımızın bir köşesinde dursun.
Önce bu uygulama ile neyi amaçlıyoruz? Mıknatısı toprağa gömdük de niçin gömdük? Tam bir uzmanlık sorusu. Cevabı haddimiz değil ama, bu yazı nasılsa bir söyleşi ya, o zaman bol kepçe atalım. Bakalım tutturabilecek miyiz?
Çok güçlü ve oldukça büyük bir mıknatısı toprağa gömdüm ve süreye bağlı kalmadan(1 saat veya 2 gün beklemek gibi) etki alanına giren maden ve minerallerden yayılan manyetik alanı bir noktada topladım.
Bir noktaya toplayabilir mi? Toplar kardeşim. Dersek, o zaman bunun bize ne gibi bir faydası olacak? Etmenleri tespit mi edeceğiz? Yoksa onları hiç mi görmeyecek çubuklar? Veya…….
Bence burada kessek iyi olacak. Buraya kadar söyleşi tarzında işi götürdük ama biraz ciddileşsek iyi olacak.
ALLAH (c.c) yarattığı kullarını çok çeşitli meziyetler ile donatmıştır. Bu meziyetlerden birisi de “yeraltındaki su, boşluk, maden ve minerallerin, çeşitli cisimler kullanılarak tespit edilmesidir.” Uygulayıcıların büyük bir çoğunluğu maalesef simyacılar gibi hareket ediyor. Şöyle dersek daha doğru olur. Uygulamanın önünü veya ardını düşünmüyor. Bu geçmişte kabul görebilir ama günümüzde hala bu şekilde davranmak bizlere yakışmaz. Artık istediğimiz her türlü bilgiye çok rahat ulaşabiliyor(uz) sak nerede hata yapıyoruz da hem maddi hem manevi olarak boşa kürek çekiyoruz acaba?
Her duyduğumuzu, her gördüğümüzü hiç sorgulamadan papağan gibi tekrar etmemizden mi? Yoksa sebep-sonuç ilişkisini bilmediğimizden mi? Hangisi? Acaba ilim bilmeden, bilime el attığımız için mi? Veya ilim sahibi olmadan fikir sahibi olduğumuz için mi? Hangisi?
Herkesçe bilinen şu meşhur menkıbeyi bir daha tekrarlayalım da kendimize bir pay çıkaralım. Zamanın birinde bir padişah bir yere sefere giderken, geçtiği yerlerin özelliklerini ve kişilerini tanımak istermiş. Yine böyle konakladığı bir yerde haber salmış. -Bu bölgede özelliği olan kimse var ise yanıma gelsin dedirtmiş. Birisini getirmişler. Sormuş senin ne özelliğin var. –Ben demiş. Kırk adımdan ipliği iğneden geçiririm. –Öyle mi. Göster bakalım hünerini demiş. Adam iğneyi yere saplamış ve kırk adım saydıktan sonra eline aldığı ipliği, eğerek, bükerek, şöyle veya böyle yaparak iğneden geçirmiş. Herkes bravo, yaşa, var olasın muhabbetleri arasında padişahın huzuruna çıkmış. Padişah sormuş; -Bu işi ne kadar zaman da öğrendin? Adam da demiş ki; kırk senede öğrendim. Padişah demiş; Verin buna kırk altın. Adam padişahın ayaklarına kapanmış, hayır dualar etmiş ve altını alıp tam gideceği sıra da, -Dur bakalım demiş padişah. Nereye gidiyorsun? Adam sus pus. Başka bir şey daha mı var diye sormuş. Evet demiş padişah; Vurun bakalım şuna kırk sopa. Emir büyük yerden. Pata küte kırk sopa. Hem de öyle bir sopa ki, kırk değil seksen altın bir daha eski hale getirmez. Etrafındakiler sormuşlar; Haşmetlim. Kırk altını anladık da kırk sopa niye? Cevap çok ama çok manalı.
“Kırk altın mahareti için idi. Kırk sopa ise ömrünün kırk yılını anlamsız, kimseye faydası dokunmayacak bir iş için, boşa geçirdiğin ömür için idi."
Kimse üstüne alınıp da darılmasın, gücenmesin. Geçmişe dönüp bakıyorum da, değil kırk sopa, seksen sopa yesem az gelecek boş işlerin peşinde koşmuşum. Gurur yapmışım, kibir yapmışım. En önemlisi ise ALLAH (c.c) bana bahşettiği aklı kullanmamışım. Zeka’m ile övünmüşüm. Ahkam kesmişim. Tek sevindiğim nokta ise, kendimden başka kimseye zararım olmayışı.”
Bunların mıknatıs kullanımı ile ne alakası var kardeşim. Değerli vaktimizi boşa harcatıyorsun. Diyenlerimiz olabilir. Aşağıdaki satırlar belki konuya bir anlam katar.(mı bilmem. Takdir sizin)
Dikkatten kaçmamıştır. Konu içerisinde; “Diyor isek; o zaman aklımıza şu soru geliyor” cümlesini çok sık kullandım. Neden, Nasıl ve Niçin yapıldığını sorguladım. Zekamı kullandım. Ben papağan değilim ki her duyduğumu, her gördüğümü sorgusuz sualsiz uygulayım.
Sonuçları ise; “AKIL” süzgecinden geçirdim. Öncelikle “faydalarını yani; bana veya umuma ne faydası olacak? Diye inceledim. Daha sonra zarar yönlerini değerlendirdim. iyi veya kötü, doğru veya yanlış” diyebilmem için; dayandığım kriterler ile karşılaştırdım.
Kriterlerin nedir diye sorarsanız; İLİM’dir. DİN’dir. İMAN’dır. Bunların onay vermediği her şey benim için boştur. Anlamsızdır.
Bunları çok geç algıladım. Artık haddimizi aşmaya çok az bir zamanımız kaldı. Ömrümün büyük bir kısmını hem de ilim sahibi olmamıza rağmen boş işlerle geçirdim. Benim yaptığım hataları yeni nesil yapmasın diye bu yazıyı kaleme aldım. İnşallah bir faydamız olur da sözlerin en güzeline “ ALLAH (c.c) razı olsun”a mahzar oluruz.

Sağlıcakla kalın
ALLAH a emanet olun.
NOT; ALLAH (c.c) nasip eder ise, yarından itibaren uzunca bir tatile çıkacağım. Tatilde iken her türlü iletişim aracından uzak durduğumdan haberleşemeyebiliriz. Eğer üzerimde hakkınız var ise bilinsin ki hepsini helal ettim. Sizlerde hakkınızı helal ediniz.

Kaynak 1 http://www.fenokulu.net/portal/Sayfa.php?Git=KonuKategorileri&Sayfa=KonuBaslikListesi&baslikid=135
Kaynak 2 http://www.huzursayfasi.com/faydali...sin-ozellikleri-ve-faydalari-nelerdir-s1.html
Kaynak 3 http://www.yerdurumu.org/makaleler/documents/manyetikalanetkisi.asp
Çok kıymetli kardeşim, bu değerli analiz ve yorumlarından dolayı, canı gönülden teşekkür ederim sana
 

Trakyali81

üye
Kullanıcı
Katılım
14 Mart 2020
Mesajlar
9
Beğeni
16
Merhaba.
Konu sahibi güzel açıklamalar da bulunmuş.
Lâkin gözardı edilen bazı durumlar var.
Şahsen test etmediğim, sonuçlarından emin olmadığım ve quantum ile cozumlemedigim hiçbir şeyi yazıya dökmediğimi belirtmek istiyorum.

Miknatisin çubukların üzerinde işe yaramadigi ve faydadan çok zarar verdiği konusunda hemfikirim.
Ancak toprak üzerine koyularak, 360 derece etraftan sinyal alabilmek adına geliştirilen ve kabaca yapay sensör dediğimiz kişisel basit ama etkili icatlarda kullanılacak olan miknatislarin 3 büyük faydası var.
1.si ;
Metalin tespit/algılanmasını önemli oranda etkileyen elektron spinlerinin belirli dönüş açısı ve mesafesi var. Bu maddenin kütle ve derinliğine göre değişir. Normal koşullarda X bir metalin kütlesine göre yarıçap oluşturan elektronların (manyetik alan) bitiş noktasından sonra takribi 15 m ye kadar daha yalın çubuklar ile sinyali alabiliyoruz. Yani bir örnek vermek gerekirse;
X bir metâl 100 gr ve elektronlarin yorungeleri nedeniyle etki ettiği yaricap alanin 20 metre oldugunu farzedersek , yalın çubuklar ile bu metali takibi 35 m mesafeye kadar algılayabiliriz.

Şimdi bu örneği baz alırsak yapay sensöre miknatis desteği verirsek diyelim ve yapay sensörü tanimlayalim.
Yapay sensör: Taş/toprak ile teması olan X metallerin yaydığı sinyaller ile etkileşime girip bağ oluşturabilen ve kabaca wi-fi hatti ile bağlanıp bu görünmez ama tespit edilebilen bağ ile X metale arayiciyi ulastirabilecek yardımcı argümanlar diyelim.
Not: X metalin yaydığı sinyaller, elektronlar, elektron bulutu, değerli elektronu , atom titreşimleri v.b. terimleri deşmeden gidelim.
Ne kadar yüzeysel gidilse de konu uzuyor ..

Bu mıknatıs/miknatislari sensör ile entegre ederek ve uyum içinde çalışmayı sağladığınız da, çok rahat 100 m den sinyali yakalayabilirsiniz. Merkeze 100 m degil, yörünge bitisten sonra 100 m. Yani X metalin elektron yörünge yaricapi 40 metre ise, siz 140 metreden sinyali yakalarsınız çubuklarınız ile.
Bu ilk faydası.

2. Faydasi ise, yalın cubuklar, X metalin merkezini değil etrafındaki 360 derece hale şeklinde oluşan elektron sınırlarına takıldığı ve noktalama yaptigi için bu yaklaşma miktarini yari yarıya kadar düşürürler. Örneğin 100 gr X bir metâle 10 m mesafe kala yalın çubuk noktalama yaparken , miknatisin attığı dalga, metalin attığı dalgasini kısmen bastırdığı ve size extra hücum hattı kazandırdığı için 5 m kalaya kadar yaklaşırsınız.

3. faydası ise yapay sensör de doğru bir sıralama ile kullanılırsa, X metalin savunmasını tamamen bertaraf eder ve yalın çubuğa hedefin merkezini noktalattirir. Cunku attığı dalga bir taşıyıcı güç olur ve elindekini en muhteşem şekilde merkeze götürecek şekilde dizayn ederek size rotayı çizer. Siz de pasa paşa yürür noktalarsiniz. Noktaladiginiz yer kesinlikle merkezdir ama aradığınız metal mi oldugunu anlayacak olan sizsiniz. Şu metali noktalar bunu noktalayamaz mevzusu yoktur. Periyodik cetveldeki her metali noktalar v.s. v.s

Konuya dağıtmadan diyebilirim ki, miknatislar arama ve bulmaya çok etkili olabilecek kapasiteye sahiptirler. Yalnız başlarına kısmen, doğru siralamayla problem cozerler.
Rast gelsin..
 

gıral

V.i.p Üye
Özel Üyemiz
Katılım
3 Şubat 2014
Mesajlar
1,682
Beğeni
1,694
Merhaba.
Konu sahibi güzel açıklamalar da bulunmuş.
Lâkin gözardı edilen bazı durumlar var.
Şahsen test etmediğim, sonuçlarından emin olmadığım ve quantum ile cozumlemedigim hiçbir şeyi yazıya dökmediğimi belirtmek istiyorum.

Miknatisin çubukların üzerinde işe yaramadigi ve faydadan çok zarar verdiği konusunda hemfikirim.
Ancak toprak üzerine koyularak, 360 derece etraftan sinyal alabilmek adına geliştirilen ve kabaca yapay sensör dediğimiz kişisel basit ama etkili icatlarda kullanılacak olan miknatislarin 3 büyük faydası var.
1.si ;
Metalin tespit/algılanmasını önemli oranda etkileyen elektron spinlerinin belirli dönüş açısı ve mesafesi var. Bu maddenin kütle ve derinliğine göre değişir. Normal koşullarda X bir metalin kütlesine göre yarıçap oluşturan elektronların (manyetik alan) bitiş noktasından sonra takribi 15 m ye kadar daha yalın çubuklar ile sinyali alabiliyoruz. Yani bir örnek vermek gerekirse;
X bir metâl 100 gr ve elektronlarin yorungeleri nedeniyle etki ettiği yaricap alanin 20 metre oldugunu farzedersek , yalın çubuklar ile bu metali takibi 35 m mesafeye kadar algılayabiliriz.

Şimdi bu örneği baz alırsak yapay sensöre miknatis desteği verirsek diyelim ve yapay sensörü tanimlayalim.
Yapay sensör: Taş/toprak ile teması olan X metallerin yaydığı sinyaller ile etkileşime girip bağ oluşturabilen ve kabaca wi-fi hatti ile bağlanıp bu görünmez ama tespit edilebilen bağ ile X metale arayiciyi ulastirabilecek yardımcı argümanlar diyelim.
Not: X metalin yaydığı sinyaller, elektronlar, elektron bulutu, değerli elektronu , atom titreşimleri v.b. terimleri deşmeden gidelim.
Ne kadar yüzeysel gidilse de konu uzuyor ..

Bu mıknatıs/miknatislari sensör ile entegre ederek ve uyum içinde çalışmayı sağladığınız da, çok rahat 100 m den sinyali yakalayabilirsiniz. Merkeze 100 m degil, yörünge bitisten sonra 100 m. Yani X metalin elektron yörünge yaricapi 40 metre ise, siz 140 metreden sinyali yakalarsınız çubuklarınız ile.
Bu ilk faydası.

2. Faydasi ise, yalın cubuklar, X metalin merkezini değil etrafındaki 360 derece hale şeklinde oluşan elektron sınırlarına takıldığı ve noktalama yaptigi için bu yaklaşma miktarini yari yarıya kadar düşürürler. Örneğin 100 gr X bir metâle 10 m mesafe kala yalın çubuk noktalama yaparken , miknatisin attığı dalga, metalin attığı dalgasini kısmen bastırdığı ve size extra hücum hattı kazandırdığı için 5 m kalaya kadar yaklaşırsınız.

3. faydası ise yapay sensör de doğru bir sıralama ile kullanılırsa, X metalin savunmasını tamamen bertaraf eder ve yalın çubuğa hedefin merkezini noktalattirir. Cunku attığı dalga bir taşıyıcı güç olur ve elindekini en muhteşem şekilde merkeze götürecek şekilde dizayn ederek size rotayı çizer. Siz de pasa paşa yürür noktalarsiniz. Noktaladiginiz yer kesinlikle merkezdir ama aradığınız metal mi oldugunu anlayacak olan sizsiniz. Şu metali noktalar bunu noktalayamaz mevzusu yoktur. Periyodik cetveldeki her metali noktalar v.s. v.s

Konuya dağıtmadan diyebilirim ki, miknatislar arama ve bulmaya çok etkili olabilecek kapasiteye sahiptirler. Yalnız başlarına kısmen, doğru siralamayla problem cozerler.
Rast gelsin..

Ustam bu faydalı bilgileri bize aktardığınız için teşekkür ederim
Sakıncasıyoksa mıknatısların dizilimini çizebilirmisiniz
Aranılan şeye olan mesafeleri minimum kaç adet olabileceği vs detaylar lazım
 

oymak beyi

üye
Kullanıcı
Katılım
30 Aralık 2020
Mesajlar
37
Beğeni
63
Merhaba.
Konu sahibi güzel açıklamalar da bulunmuş.
Lâkin gözardı edilen bazı durumlar var.
Şahsen test etmediğim, sonuçlarından emin olmadığım ve quantum ile cozumlemedigim hiçbir şeyi yazıya dökmediğimi belirtmek istiyorum.

Miknatisin çubukların üzerinde işe yaramadigi ve faydadan çok zarar verdiği konusunda hemfikirim.
Ancak toprak üzerine koyularak, 360 derece etraftan sinyal alabilmek adına geliştirilen ve kabaca yapay sensör dediğimiz kişisel basit ama etkili icatlarda kullanılacak olan miknatislarin 3 büyük faydası var.
1.si ;
Metalin tespit/algılanmasını önemli oranda etkileyen elektron spinlerinin belirli dönüş açısı ve mesafesi var. Bu maddenin kütle ve derinliğine göre değişir. Normal koşullarda X bir metalin kütlesine göre yarıçap oluşturan elektronların (manyetik alan) bitiş noktasından sonra takribi 15 m ye kadar daha yalın çubuklar ile sinyali alabiliyoruz. Yani bir örnek vermek gerekirse;
X bir metâl 100 gr ve elektronlarin yorungeleri nedeniyle etki ettiği yaricap alanin 20 metre oldugunu farzedersek , yalın çubuklar ile bu metali takibi 35 m mesafeye kadar algılayabiliriz.

Şimdi bu örneği baz alırsak yapay sensöre miknatis desteği verirsek diyelim ve yapay sensörü tanimlayalim.
Yapay sensör: Taş/toprak ile teması olan X metallerin yaydığı sinyaller ile etkileşime girip bağ oluşturabilen ve kabaca wi-fi hatti ile bağlanıp bu görünmez ama tespit edilebilen bağ ile X metale arayiciyi ulastirabilecek yardımcı argümanlar diyelim.
Not: X metalin yaydığı sinyaller, elektronlar, elektron bulutu, değerli elektronu , atom titreşimleri v.b. terimleri deşmeden gidelim.
Ne kadar yüzeysel gidilse de konu uzuyor ..

Bu mıknatıs/miknatislari sensör ile entegre ederek ve uyum içinde çalışmayı sağladığınız da, çok rahat 100 m den sinyali yakalayabilirsiniz. Merkeze 100 m degil, yörünge bitisten sonra 100 m. Yani X metalin elektron yörünge yaricapi 40 metre ise, siz 140 metreden sinyali yakalarsınız çubuklarınız ile.
Bu ilk faydası.

2. Faydasi ise, yalın cubuklar, X metalin merkezini değil etrafındaki 360 derece hale şeklinde oluşan elektron sınırlarına takıldığı ve noktalama yaptigi için bu yaklaşma miktarini yari yarıya kadar düşürürler. Örneğin 100 gr X bir metâle 10 m mesafe kala yalın çubuk noktalama yaparken , miknatisin attığı dalga, metalin attığı dalgasini kısmen bastırdığı ve size extra hücum hattı kazandırdığı için 5 m kalaya kadar yaklaşırsınız.

3. faydası ise yapay sensör de doğru bir sıralama ile kullanılırsa, X metalin savunmasını tamamen bertaraf eder ve yalın çubuğa hedefin merkezini noktalattirir. Cunku attığı dalga bir taşıyıcı güç olur ve elindekini en muhteşem şekilde merkeze götürecek şekilde dizayn ederek size rotayı çizer. Siz de pasa paşa yürür noktalarsiniz. Noktaladiginiz yer kesinlikle merkezdir ama aradığınız metal mi oldugunu anlayacak olan sizsiniz. Şu metali noktalar bunu noktalayamaz mevzusu yoktur. Periyodik cetveldeki her metali noktalar v.s. v.s

Konuya dağıtmadan diyebilirim ki, miknatislar arama ve bulmaya çok etkili olabilecek kapasiteye sahiptirler. Yalnız başlarına kısmen, doğru siralamayla problem cozerler.
Rast gelsin..
mıknatıs çubuk işinde konuşulan ama bilgi bulunmayan bir konu idi, ellerine sağlık ustam... ustam, benim sensörüm falan yok, bu durum da ben miknatistan yararlanamaz miyim ve çubuk konusunda evin içinde altın kaybedip bulamayacak durumdayım. bu sensör işini ben kendim yapamam mi, yapabilirsem nerden başlamam gerek ustam
 

Trakyali81

üye
Kullanıcı
Katılım
14 Mart 2020
Mesajlar
9
Beğeni
16
Ustam bu faydalı bilgileri bize aktardığınız için teşekkür ederim
Sakıncasıyoksa mıknatısların dizilimini çizebilirmisiniz
Aranılan şeye olan mesafeleri minimum kaç adet olabileceği vs detaylar lazım
mıknatıs çubuk işinde konuşulan ama bilgi bulunmayan bir konu idi, ellerine sağlık ustam... ustam, benim sensörüm falan yok, bu durum da ben miknatistan yararlanamaz miyim ve çubuk konusunda evin içinde altın kaybedip bulamayacak durumdayım. bu sensör işini ben kendim yapamam mi, yapabilirsem nerden başlamam gerek ustam
Merhaba.
Mıknatısın katkısı ile ilgili yüzeysel bir bilgi ilâve etmek istediğim için yazdım.
Detaylandirma gibi bir niyet içerisinde değilim.

Deneme/yanılma, denenmemişi deneyerek sonuçlarını değerlendirme her zaman kişiye katkı sağlayacak ve ufkunu açmasına yardımcı olacaktır.
 

METİN

V.i.p Üye
Özel Üyemiz
Katılım
8 Haziran 2012
Mesajlar
550
Beğeni
994
Konum
BURSA
Bornovalı emegin için teşekkür ederim. Mıknatıs kendi çapında çekim veya itme gücü saglar. Mıknatısa geniş alanlara manyetik alan oluşturması için artı güç kaynağı ve manyetik alan döngüsü yaratmak kesinlikle şarttır.alantaramaya sade mıknatısı çıplak kullanılması hiçbir şekilde avantaj saglamaz. Özellikle topraktaki altın manyetizmayla bulmak çok zor ve zor gibi her metalin kendine has titreşimi VE FREKANSI vardır altını bulabilmen için iki Aralık frekansını bulmak kesinlikle şart. Emegine teşekkür ederim
 

necatnecat

üye
Kullanıcı
Katılım
26 Mart 2018
Mesajlar
62
Beğeni
98
Konum
Ankara
Manyetik alan tespiti kolay ama etki alanı cismin kütlesine bağlı olarak az olacağından ve tespitte aranılan maddelerin genelde kütlesi ufak olduğundan dolayı mıknatısın fayda sağlayacağını düşünmüyorum. Hatta mıknatısın, aranılan nesnelerin manyetik alanını etkileyeceğini ve ayırd edilmez hale getireceği konusunda (belki doğru olmayan) bir görüşüm var. Sensor kullanımında ise bu tip sensorlerin algılama mesafesi kısıtlı olduğundan dolayı yine aynı problem olacaktır. Sonuç olarak mıknatısın aramada ve tespitte etkili olmayacağı kanaatine varıyorum.
 

bornovalı

V.i.p Üye
Özel Üyemiz
Katılım
20 Ekim 2014
Mesajlar
292
Beğeni
946
Çok kıymetli kardeşim, bu değerli analiz ve yorumlarından dolayı, canı gönülden teşekkür ederim sana
S.A.
Merhaba Sinann ustam.
Öncelikle aramıza hoş geldiniz. Sefalar getirirsiniz inşallah.
Bilgi paylaşılınca anlam kazanır. Gerçi benim yazılarımın büyük bir çoğunluğu "yeni bir yöntem veya bilgi" babında değil, doğru bilinen yanlışları düzeltir tarzdadır.
Sizin de "az veya çok" demeden katkı yapacağınızı umarım.
Sağlıcakla kalın
ALLAH a emanet olun.
 
Üst